Kocaeli’de kurumlar tek ses: Zamlar geri çekilsin
Kocaeli’de Eğitim Sen Kocaeli Şubesi ev sahipliğinde bir araya gelen DİSK, KESK, TMMOB ve TTB bileşenleri, elektrik zamlarına sert tepki gösterdi. Ortak açıklamada, artan dağıtım bedellerinin faturaları katladığı vurgulanarak “Bu zamlar teknik değil, siyasidir” denildi
Kocaeli’de Eğitim Sen Kocaeli Şubesi ev sahipliğinde bir araya gelen DİSK, KESK, TMMOB ve TTB bileşenleri, elektrik faturalarına yapılan zamları protesto etti. Ortak basın açıklamasında, artan enerji maliyetlerinin yurttaşlar üzerindeki yükünün her geçen gün ağırlaştığı vurgulanırken, mevcut politikaların kamu yararından uzak olduğu ifade edildi.
"DAĞITIM BEDELİ KARADELİĞE DÖNÜŞTÜ"
Açıklamada şu ifadelere yer verildi: Elektrik faturalarına yapılan zamlar, artık teknik bir düzenleme değil; doğrudan doğruya halkın yaşam hakkına yönelik bir müdahaledir.
Siyasi iktidar, yıllardır sürdürdüğü özelleştirme ve piyasalaştırma politikalarının yarattığı tahribatı gizleyememekte; her krizde olduğu gibi faturayı yine emekçilere, dar gelirlilere ve yurttaşlara kesmektedir.
Resmi Gazete‘de 4 Nisan 2026 yayımlanan ve yürürlüğe giren tarife Elektrik tarife değişikliği incelendiğinde; 1 kWh için 1,615460 TL olarak uygulanan birim fiyat, yüzde 17,4 artışla 1,895808 TL‘ye yükseltilmiştir. Konut abonelerine 1,836166 TL olarak uygulanan dağıtım bedeli ise yüzde 32 artışla 2,4249 TL olmuştur. Böylece, konut abonelerine fatura toplamında yüzde 25 zam yansıtılmıştır.
"ASGARİ YAŞAM FATURASI: 744,7 TL"
Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) hesaplamalarına göre, 4 kişilik bir ailenin asgari yaşam standartlarını korumak için aylık 230 kWh enerji tüketeceği varsayılmaktadır. Bu miktar, yalnızca aydınlatma, buzdolabı, çamaşır ve bulaşık makineleri ile televizyon gibi temel ev aletlerinin kullanımına karşılık geliyor.
Günlük ortalaması 8 kWh‘i geçmeyen bu tüketim için aile bütçesinden ayrılması gereken 595,8 TL, bu zamla birlikte 744,7 TL‘ye yükselmiştir.
Nisan 2026 itibarıyla oluşacak düşük tüketimli konut faturasının yalnızca yüzde 15,2‘si enerji bedelinden oluşacaktır. Faturanın yüzde 74,8‘ini ise dağıtım bedeli oluşturmaktadır. Fon ve vergilerin oranı ise yüzde 9,8‘de kalmaktadır. Son tarife değişikliğiyle, zaten yüksek düzeyde olan dağıtım bedelinin payı artarak yüzde 75‘e yaklaşmıştır. 2022 yılında 4 kişilik bir ailenin asgari tüketim faturasının toplamında yüzde 22 düzeyinde olan dağıtım bedelinin, Nisan 2026‘da faturanın yüzde 74,8‘ine ulaşması kabul edilemez.
"5 YILDA DAĞITIM BEDELİ %880 ARTTI"
1 Nisan 2021‘de 230 kWh enerji tüketen 4 kişilik ailenin elektrik asgari faturası 183,4 TL idi. Aradan geçen 5 yıllık dönemin sonunda, 4 Nisan 2026 itibarıyla yüzde 306 artışla 744,7 TL‘ye yükselmiştir. Değişimin detaylarına bakıldığında, enerji bedeli yalnızca yüzde 24,5 artarken, dağıtım bedeli ise yüzde 880 zamlanmıştır. Daha net rakamlarla ifade etmek gerekirse, 2021‘de enerji bedeline 91,2 TL ödeyen 4 kişilik aile, 2026‘da aynı tüketim için 113,6 TL ödeyecekken, dağıtım bedeli için ise 56,9 TL yerine 557,7 TL ödeyecektir.
Aradan geçen 5 yıllık süre içinde enerji maliyetleri daha kabul edilebilir düzeylerde artarken, dağıtım bedelinin katlanarak faturayı yuttuğu görülmektedir. Özetle, dağıtım bedelindeki bu fahiş artışlar yaşanmasa, dağıtım bedelleri de enerji bedeli seviyesinde artırılsaydı, fatura toplamına yansıyan artış yüzde 24,5 ile sınırlı kalırdı. Bu durumda, 1 Nisan 2026 itibarıyla aynı tüketime sahip konutlara 744,7 TL yerine 228 TL fatura edilirdi. Aradaki 516 TL‘lik fark, elektrik dağıtım özelleştirmelerinin yurttaşlara yarattığı yükün son 5 yıllık kısmı olarak nitelendirilebilir. Bu rakamlar, enerji üretim maliyetlerinin artmadığı koşullarda bile dağıtım bedeline zam yapıldığını ve özellikle dar gelirli vatandaşlardan dağıtım şirketlerine kaynak aktarıldığını kanıtlamaktadır. Doğal olarak faturanın en önemli kalemi olması gereken enerji bedelinin, dağıtım bedelinin çok gerisinde kalması, piyasanın çarpık bir biçimde yapılandığını gözler önüne sermektedir.
SOSYAL TARİFE ÇAĞRISI
Fatura yükü altında ezilen ve karanlığa mahkûm edilen hanelerin arttığı günümüzde, enerji politikaları "sosyal tarife" esasıyla yeniden düzenlenmelidir. Enerjiyi bir kâr kapısı olmaktan çıkarıp halkın hizmetine sunmak için kamunun doğrudan yatırım yapması gerekir. Maliyetleri düşürmek için özel şirketler yerine devlet doğrudan yatırım yapmalı, dağıtım şirketlerine kaynak aktarımı durdurulmalıdır. Tarifeler; ticari ve siyasi çıkarlardan uzak, üretimi ve ekonomiyi destekleyecek özerk bir yapı tarafından belirlenmelidir. Enerji güvenliğini sağlamak için özelleştirilen tüm üretim ve dağıtım tesisleri acilen kamulaştırılmalıdır. İşlevini yitiren EPDK kapatılmalı; yerine kamulaştırma sürecini yönetecek, halkın çıkarını gözeten bir Kamulaştırma İdaresi Başkanlığı kurulmalıdır.
Enerji alanı; planlama, kamu yararı ve toplumsal ihtiyaçlar doğrultusunda yönetilmesi gerekirken, bugün tamamen şirketlerin kâr hırsına teslim edilmiştir. Üretimden dağıtıma kadar tüm süreçlerde kamu denetimi tasfiye edilmiş, halk ise yüksek faturalar ve kesintiler arasında yaşamaya mahkûm edilmiştir.
AÇIKÇA SÖYLÜYORUZ:
Bu zamlar teknik değil, siyasidir.
Bu faturalar maliyet değil, tercihtir.
Bu düzen kamusal değil, rant düzenidir.
Elektrik bir meta değil, temel bir insan hakkıdır. Bu hakkın piyasaya devredilmesi kabul edilemez.
Bugün gelinen noktada:
• Yurttaşlar faturalarını ödeyemez hale gelmiş,
• Enerji yoksulluğu derinleşmiş,
• Sanayi ve üretim maliyetleri artarak ekonomik kriz büyütülmüştür.
BURADAN UYARIYORUZ:
Enerji politikaları; bilimden, mühendislikten ve kamu yararından koparıldıkça, bu kriz daha da derinleşecektir.
TALEPLERİMİZ NETTİR:
• Elektrik zamları derhal geri çekilmelidir.
• Enerji alanındaki özelleştirme politikalarına son verilmelidir.
• Üretim ve dağıtım süreçleri kamulaştırılmalı ve kamusal planlama esas alınmalıdır.
• Enerji, tüm yurttaşlar için erişilebilir, eşit ve düşük maliyetli bir kamu hizmeti haline getirilmelidir.
"BURADAN BİR KEZ DAHA İLAN EDİYORUZ"
Halkın temel ihtiyaçları üzerinden kâr elde eden bu düzeni kabul etmiyoruz.
Enerjinin piyasalaştırılmasına, doğanın talanına ve emeğin yok sayılmasına karşı mücadelemizi büyüteceğiz.
bilimin ve tekniğin ışığında, kamu yararını savunmaya, halktan yana enerji politikaları için mücadele etmeye devam edeceğiz."