Bu binalar neden yıkılmıyor!
“Asrın felaketi” olarak hafızalara kazınan 17 Ağustos 1999 depreminin üzerinden çeyrek asır geçti. Binlerce insanın hayatını kaybettiği, o büyük yıkımın ardından “bir daha asla” denmişti. Ancak bugün gelinen noktada, o sözlerin ne kadarının hayata geçirildiği de ortada
İzmit şehir merkezinde yer alan ve “riskli yapı” olarak tescillenmiş binalar var, aradan geçen zamana rağmen hâlâ ayakta. Üstelik bu yapılar sadece kaderine terk edilmiş halde değil; aynı zamanda yoğun insan trafiğinin olduğu bölgelerde, olası bir felaketin gölgesinde bekliyor.

İKİ ÇARPICI ÖRNEK
Bunun en çarpıcı örneklerinden biri Fethiye Caddesi’ndeki Bilin Pasajı. Aylarca süren tartışmalar, tahliye süreçleri ve mühürleme işlemlerinin ardından boşaltılan bina, bugün hâlâ olduğu yerde duruyor. Ne yıkılıyor ne de dönüştürülüyor. Şehrin kalbinde, adeta zamana bırakılmış bir risk unsuru olarak varlığını sürdürüyor.
Benzer bir tablo İnönü Caddesi’nde de karşımıza çıkıyor. Tarihi İzmit Lisesi binasının yan tarafında bulunan ve uzun süre önce boşaltılan yapı da aynı akıbeti paylaşıyor. Yıllardır kullanılmayan, kaderine terk edilen bu bina, hem güvenlik hem de şehir estetiği açısından soru işaretleri yaratıyor.

CEVAPSIZ SORULAR
Peki bu binalar neden hâlâ yıkılmıyor? Bürokratik engeller mi, mülkiyet sorunları mı, yoksa yeterli denetim ve kararlılığın gösterilememesi mi? Bu sorulara net ve tatmin edici bir yanıt alınabilmiş değil. Oysa uzmanlar, riskli yapıların sadece boşaltılmasının yeterli olmadığını, hızlı bir şekilde yıkım veya dönüşüm sürecine alınması gerektiğini vurguluyor. Şimdi sorulması gereken soru şu: Bir felaket daha yaşanmadan, bu sessiz tehlikeler ortadan kaldırılacak mı? Yoksa bir kez daha acı bir tecrübe ile mi harekete geçilecek?