CHP’yi terk etmek ne kadar doğru?
.
CHP içinde son dönemde yaşanan "mutlak butlan" tartışmaları ve kurumsal krizler, beni televizyon ekranlarından alıp tam 12 yıl öncesine, 2014 yerel seçimlerinin hararetli günlerine götürdü. Siyasetin o amansız ama bir o kadar da derslerle dolu dehlizlerine...
2014 yılında Kartepe Belediye Başkanı Şükrü Karabalık yeniden aday gösterilmeyince hemen istifa etmiş, ben de soluğu Aydın’da almıştım. Sevgili dostum Adem Turgut, o dönemde Aydın Büyükşehir Belediyesi’nde Özlem Çerçioğlu’nun danışmanlığını yürütüyordu. Aydın, ilk büyükşehir seçimini yaşayacaktı ve ben de kendimi bir anda bu heyecanlı sürecin tam merkezinde buldum.
Anahtarı Kaybolan Bir Örgüt
Yolumuz Didim’e düştüğünde, ilçede 10 yıldır belediye başkanlığı yapan ve yeniden aday gösterilen Mümin Kamacı ile tanıştık. Ancak siyasetin o gelenekselleşmiş entrikaları rahat durmadı; Mümin Kamacı da bu çarkın kurbanı oldu ve seçime sadece 45 gün kala üçüncü dönem adaylığı iptal edildi.
Ne olduysa ondan sonra oldu. "Mümin Aga" lakaplı 10 yıllık başkan, "madem öyle, gelin böyle" dercesine hemen DSP Didim örgütünü kurdu ve oradan kendisini başkan adayı ilan etti. İşin acı tarafı, CHP’ye de tamamen hakim olan Kamacı, giderken örgütün içini tamamen boşaltmıştı. Öyle ki, partinin ilçe binasının anahtarı bile bulunamıyordu!
Karşımızda çökmüş bir CHP örgütü ve örgütün hiç görmediği, tanımadığı bir otel işletmecisi aday vardı: Ahmet Deniz Atabay.
%50’den %12’ye Düşen Oylar ve SWOT Analizi
Adem ile birlikte partiyi terk etmeyen o inançlı partililerle yan yana geldik. Masaya oturduk, saatlerce beyin fırtınası yaptık ve profesyonel bir SWOT analizi çıkardık. Ben Didim’e yerleşip seçim sürecini adım adım takip etmeye başladım. Yeni adayımız Ahmet Deniz Atabay ile tanıştığımızda tablo karanlıktı: Tanınırlık oranı inanılmaz derecede düşüktü. Mümin Kamacı’nın gidişiyle %50’lerin üzerinde olan CHP oyları bir anda %12’lere kadar gerilemişti.
Durumu görebilmek için 3-4 günde bir düzenli anket çalışmaları yürüttük. Peki, tüm bunları bugün niye anlatıyorum?
Çünkü tam da bugün CHP’nin tepesinde yaşanan o "kurumsal kimlik mi, yoksa kişisel figürler mi?" paradoksu, o gün Didim’in sokaklarında yaşanıyordu. O dönem sahada tek bir sloganı bayraklaştırdık: "Aslolan aday değil, CHP’dir!"
Kıran Kırana Bir Seçim ve Çıkan Ders
Bu strateji tuttu. Biz "gövdeye" vurgu yaptıkça DSP sürekli aşağıya doğru ivme kaybetti, CHP ise küllerinden doğarak yükselişe geçti. Tabii bu süreçte CHP ve DSP arasındaki o amansız mücadele, AK Parti ve MHP’nin de iştahını kabartmıştı.
Yaptığımız son anketlerde 4 partinin oyları da %23-25 bandına sıkışmıştı. Adeta bir foto-finiş yarışıydı. Ancak o kıran kırana geçen seçimde "Aslolan CHP’dir" söylemine sahip çıkan seçmen, Ahmet Deniz Atabay’a seçimi burun farkıyla kazandırdı. Kurumsal hafıza ve amblem, kişisel popülariteyi mağlup etti.
Yeni Parti Heveslilerine Kulak Küpesi
Siyasi tarihimiz bu tarz kopuşların hüsranlarıyla doludur. CHP’den kopup gidenlerin 24 Mayıs 2002’de kurdukları SHP’nin bu ülkeye ve sol siyasete nelere mal olduğunu, neleri kaybettirdiğini asla unutmamalıyız.
Gün değişir, isimler değişir, aktörler eskir; ama aslolan gövdedir, aslolan CHP’dir.
Bugünlerde partiye küsüp yeni bir yol yürümeyi, yeni partiler kurmayı düşünen tüm CHP’lilere bu kısa Didim analizim, naçizane bir kulak küpesi olsun. Tarih, ders almayanlar için tekerrürden ibarettir.