'Kız öğrencilerin güvenlik için ayaklanması başlı başına bir utançtır!'
14 Ekim 2026 11:29

'Kız öğrencilerin güvenlik için ayaklanması başlı başına bir utançtır!'

İYİ Parti Kocaeli Gençlik Kolları Başkanı Mustafa Mutlu Sarı, Karamürsel'de kız öğrencilerin yurt önünde gerçekleştirdiği protesto ve Gebze'de bir lise öğrencisine yönelik taciz olayı üzerinden kadınların güvenliğine ilişkin yaşanan sorunlara sert tepki göstererek kamu kurumlarının sorumluluğuna dikkat çekti

Karamürsel'de bulunan Gazanfer Bilge Öğrenci Yurdu'nda kalan kız öğrencilerin taciz ve güvenlik sorunlarına karşı gerçekleştirdiği protesto kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Yurt çevresinde yaşanan taciz olayları ve yabancı bir kişinin yurt binasına girdiği yönündeki iddialar üzerine öğrenciler, güvenlik kaygılarını dile getirmek amacıyla yurt yönetiminin önünde toplandı. Yaşananlara tepki gösteren İYİ Parti Kocaeli Gençlik Kolları Başkanı Mustafa Mutlu Sarı, Gebze'de bir lise öğrencisine yönelik taciz olayını da hatırlatarak kız çocuklarının ve genç kadınların eğitim hayatında karşı karşıya kaldığı güvenlik sorunlarının görmezden gelinemeyeceğini ifade etti.

BU KIZLAR OKUMAYA GELDİ, KORKUYLA YAŞAMAYA DEĞİL!

Karamürsel'deki öğrenci protestosuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sarı, genç kadınların eğitim görmek için geldikleri şehirde güvenlik endişesi yaşamasının kabul edilemez olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Bir genç kadın üniversiteyi kazanıyor, ailesinden ayrılıyor, başka bir şehirde kendisine gelecek kurmaya çalışıyor. Ancak kaldığı yurdun çevresinde taciz korkusuyla yaşamak zorunda kalıyor. Sonunda da kendisini güvende hissedebilmek için diğer öğrencilerle birlikte yurt kapısında sesini yükseltiyor.
Bu kızlar okumaya geldi, korkuyla yaşamaya değil!
Bir öğrenci yurdunun çevresinde yaşanan taciz olayları ve öğrencilerin güvenlikleri için eylem yapmak zorunda kalması başlı başına bir utançtır. Genç kadınların kendilerini güvende hissetmeleri gereken yerde korkuyla yaşamalarını, güvenliklerini kendi mücadeleleriyle sağlamaya çalışmalarını normal kabul edemeyiz. Bizi öfkelendiren yalnızca yaşanan olay değil, kız öğrencilerin en temel hakları olan güvenlik için bile mücadele etmek zorunda bırakılmasıdır.”

GÜVENLİK KONUŞULURKEN KIZ ÖĞRENCİLER YURT KAPISINDA AYAKTA!

Kocaeli Valiliği başkanlığında 24 Eylül 2026 tarihinde gerçekleştirilen üniversite güvenliği ve barınma tedbirleri toplantısını hatırlatan Sarı, alınan güvenlik önlemlerinin sahadaki karşılığının sorgulanması gerektiğini vurgulayarak açıklamasını şöyle sürdürdü: “Daha üç hafta önce Kocaeli'de üniversitelerin, öğrenci yurtlarının ve kampüs çevrelerinin güvenliği için ilgili kurumlar bir araya geldi. Üniversite yöneticileri, emniyet, jandarma, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ve yurt müdürleri aynı masaya oturdu. Güvenlik tedbirleri konuşuldu, değerlendirmeler yapıldı.
Bugün ise Karamürsel'de kız öğrenciler güvenlikleri için yurtlarının önünde ayakta!
Güvenlik, toplantı tutanaklarında yazan bir kelimeden ibaret değildir. Öğrencilerin günlük hayatında karşılığı olması gereken bir devlet sorumluluğudur. Kaç toplantı yapıldığıyla, kaç tedbirin sıralandığıyla övünülürken genç kadınların yurt kapısında güvenlik için isyan etmesi görmezden gelinemez.
Öğrencilerin korkusunu ortadan kaldırmayan bir güvenlik anlayışının yeterliliği elbette sorgulanacaktır. Kamu yönetiminin başarısı yapılan toplantılarla değil, alınan önlemlerin öğrencilerin hayatında ne kadar karşılık bulduğuyla ölçülür.”

BİRİ OKUL YOLUNDA, DİĞERLERİ YURT KAPISINDA!

Gebze'de bir lise öğrencisine yönelik taciz olayının da aynı dönemde gündeme gelmesine dikkat çeken Sarı, kız çocuklarının ve genç kadınların eğitim hayatlarının güvenlik kaygıları nedeniyle kısıtlanamayacağını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Bir tarafta Gebze'de okul yolunda tacize uğrayan bir lise öğrencisi, diğer tarafta Karamürsel'de yurtlarının önünde güvenlik için ses yükselten üniversiteli kadınlar var. Bunlar birbirinden ayrı olaylar olabilir ancak ortaya çıkardıkları toplumsal sorun ortaktır. Bu ülkede kız çocuklarına yıllardır aynı şeyler söyleniyor. Yalnız yürüme, geç saatte dönme, karanlık sokaktan geçme, kendine dikkat et... Kadınlardan sürekli hayatlarını kısıtlamaları, özgürlüklerinden ödün vermeleri ve tehlikelerden kaçınmaları bekleniyor. Peki neden her defasında hayatını değiştirmek zorunda kalan kadınlar oluyor? Bir kız çocuğunun okula gitmesi, bir üniversite öğrencisinin yurduna dönmesi cesaret gerektiren bir mesele hâline gelemez. Kadınların hayatını korkuya göre şekillendiren, taciz endişesini gündelik yaşamın sıradan bir parçasına dönüştüren anlayışı kabul etmiyoruz. Kız çocuklarının eğitim hakkı, genç kadınların özgürlüğü ve güvenliği birbirinden ayrı düşünülemez. Hiçbir genç kadın, başına bir şey gelmesin diye hayatından, hayallerinden ve özgürlüğünden vazgeçmek zorunda değildir.”

BİR LÜTUF DEĞİL, DEVLETİN SORUMLULUĞUDUR!

Kız öğrencilerin yaşadığı güvenlik kaygılarının bireysel tedbirlerle geçiştirilemeyeceğini belirten Sarı, kadınların korunmasının kamu kurumlarının temel yükümlülükleri arasında bulunduğunu ifade etti: “Kadınlara sürekli daha dikkatli olmalarını söylemek, onları korumak anlamına gelmez. Bir kız çocuğunun okul yolunda, bir üniversite öğrencisinin kaldığı yurtta güvende olması için her an tetikte yaşamasını bekleyemeyiz. Devletin görevi kadınlara nasıl yaşamaları gerektiğini anlatmak değil, onların korkmadan yaşayabilecekleri güvenli koşulları sağlamaktır. Kız öğrencilerin güvenlikleri için yurt kapısında eylem yapmak zorunda kaldığı bir şehirde, sorumluluğu yalnızca bireysel tedbirlere yükleyemezsiniz. Öğrencilerin yaşadığı korkuyu yok sayarak, yapılan toplantıları ve alınan kararları sıralayarak bu meseleyi kapatamazsınız. Kız çocuklarının ve genç kadınların güvenliği bir lütuf değil, devletin yerine getirmek zorunda olduğu en temel sorumluluklardan biridir.”

O KIZLAR YALNIZ DEĞİL, UTANMASI GEREKEN ONLAR DEĞİL!

Açıklamasının sonunda Karamürsel'de protestoya katılan öğrencilerle dayanışma içerisinde olduklarını vurgulayan Sarı, kadınların yaşadığı tacizin ve güvenlik endişelerinin sıradanlaştırılmasına karşı olduklarını belirterek sözlerini şöyle tamamladı: “Tacize karşı sesini yükselten kız öğrencilerin tepkisini küçümsemek, yaşadıkları korkuyu sıradanlaştırmak ve meseleyi birkaç açıklamayla geçiştirmek kabul edilemez. Bugün Karamürsel'de o genç kadınlar yalnızca kendileri için değil, korkmadan okumak, yaşamak ve geleceğini kurmak isteyen bütün kız çocukları için seslerini yükseltti.
Hiçbir kız çocuğu korkuya alışmak zorunda değil. Hiçbir genç kadın eğitim hakkıyla güvenliği arasında seçim yapmaya mecbur bırakılamaz. Kadınların özgürlüğünü kısıtlayarak güvenlik sağlandığını iddia etmek, asıl sorumluluğu görmezden gelmektir. Karamürsel'de güvenlikleri için ses yükselten genç kadınların da Gebze'de yaşanan olaydan etkilenen öğrencimizin de yanındayız.O kızların sesini kısmaya, korkularını normalleştirmeye, yaşadıklarını unutturmaya kimsenin hakkı yok. O kızlar yalnız değil! Korkması, susması, utanması gereken onlar değil!”

KAYNAK: Basın Bülteni 

Güncelleme: 14 Ekim 2026 11:32
BENZER HABERLER
X