Ravive davasında eski müdürden şok iddia: Kaçak yapı tutanağı hazırlamam engellendi
21 Temmuz 2026 14:51

Ravive davasında eski müdürden şok iddia: Kaçak yapı tutanağı hazırlamam engellendi

Ravive Kozmetik fabrikasında 7 kişinin hayatını kaybettiği, 4 kişinin yaralandığı yangına ilişkin kamu görevlileri hakkında hazırlanan iddianame mahkemeye sunuldu. Aralarında belediye başkan yardımcısı ile eski ve mevcut müdürlerin bulunduğu 7 şüpheli hakkında 2 yıl 8 aydan 22 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep edildi. Eski Yapı Kontrol Müdürü Cihan Sorgucu, ifadesinde kaçak yapı tespiti için tutanak hazırlamak istediği sırada dönemin Belediye Başkanı Hamza Şayir tarafından engellendiğini ve kısa süre sonra görevden alındığını öne sürdü.

Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde Ravive Kozmetik Sanayi ve Dış Ticaret A.Ş.’ye ait imalathanede 7 kişinin hayatını kaybettiği, 4 kişinin yaralandığı yangına ilişkin hazırlanan iddianame Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunuldu. İddianamede, İçişleri Bakanlığı Mülkiye Teftiş Kurulu tarafından hazırlanan ön inceleme raporu kapsamında Dilovası Belediyesi’nde görev yapan bazı yöneticiler hakkında soruşturma izni verildiği, bu kararın itiraz sürecinin ardından kesinleştiği belirtildi.

22 YIL 6 AYA KADAR HAPİS CEZASI TALEP EDİLDİ

Eski İmar ve Şehircilik Müdürü Hüseyin Öztürk, eski Yapı Kontrol Müdürü Cihan Sorgucu, Yapı Kontrol Müdürleri Selim San ve Muammer Telli, Belediye Başkan Yardımcısı Necati Temiz, eski Zabıta Müdürü Cengiz Taşdemir ile Zabıta Müdür Vekili Nizamettin Balcı hakkında "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma" suçundan 2 yıl 8 aydan 22 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep edildi. Soruşturma kapsamında 7 kamu görevlisi 26 Haziran’da tutuklanmış, şüphelilerden Cengiz Taşdemir ile Nizamettin Balcı ise 2 Temmuz’da yurt dışına çıkış yasağı ve konutu terk etmeme adli kontrol şartıyla tahliye edilmişti.

"EVRAKLARI AYRINTILI İNCELEMEDEN İMZALADIĞIM OLDU"

Şüphelilerden Dilovası Belediyesi Başkan Yardımcısı Necati Temiz'in ifadesine de yer verilen iddianamede, Temiz'in 2024 yılı Nisan ayında siyasi belediye başkan yardımcılığı görevine başladığını, kendisine zabıta, muhtarlık, temizlik işleri ve veteriner müdürlüklerinin bağlı olduğunu, daha sonra İklim Değişikliği Müdürlüğü'nün de sorumluluğuna verildiğini söylediği belirtildi. Temiz'in ifadesinde, yoğun çalışma temposu nedeniyle zaman zaman müdürlüklerle kopukluk yaşanabildiğini, kendisine getirilen evrakları ekleriyle birlikte kontrol ederek imzaladığını, bazı yoğun dönemlerde ise müdürlerine güvendiği için evrakları ayrıntılı incelemeden imzaladığını söylediği aktarıldı.

"SÖZ KONUSU ADRESE YÖNELİK BİR DENETİM YAPILMADI"

Temiz, CİMER üzerinden Sıfır Atık Müdürlüğü'ne iki ayrı şikayet geldiğini, bu şikayetlerin İl Çevre Müdürlüğü'ne iletildiğini ve kendisinin de yazıları onayladığını söyledi. İş yerini denetleme yetkisinin Zabıta Müdürlüğü'nde olduğunu belirten Temiz, patlamanın yaşandığı yerin belediye kayıtlarında bulunmadığını ve bu nedenle söz konusu adrese yönelik bir denetim yapılmadığını savundu. Temiz, ruhsat sürecine ilişkin olarak ise firmanın ruhsat başvurusu yaptığını, kendisine getirilen evrakları imzaladığını, patlamanın meydana geldiği 11 numaralı adresin belediye tarafından ruhsatlandırılmadığını ifade etti. Ruhsat verilen yer ile yangının meydana geldiği adresin farklı olduğunu belirten Temiz, iş yeri sahipleriyle herhangi bir bağlantısının bulunmadığını, kasıtlı işlem yapmadığını ve kusuru olmadığını ileri sürdü.

HÜSEYİN ÖZTÜRK SUÇLAMALARI KABUL ETMEDİ: "YIKIM YETKİSİ BENDE DEĞİLDİ"

İddianamede, şüpheli Hüseyin Öztürk'ün ifadesine de yer verildi. Öztürk'ün 2009 yılında Dilovası Belediyesi'nde özel kalem müdürü olarak göreve başladığı, 2011-2013 yılları arasında Çevre Koruma Müdürlüğü ve Plan Proje Müdürlüğü, 2014-2024 yılları arasında ise İmar ve Şehircilik Müdürlüğü görevlerinde bulunduğu, 2025 yılından itibaren başkan yardımcısı olarak görev yaptığı belirtildi. Öztürk, İmar ve Şehircilik Müdürü olduğu dönemde yapı ruhsatları, iskan işlemleri, proje onayları, asansör denetimleri, kentsel dönüşüm süreçleri ve kaçak yapıların tespit işlemlerinden sorumlu olduğunu ifade etti. Kaçak yapıların yıkım sürecinin ise ilgili dönemlerde Fen İşleri Müdürlüğü'ne, daha sonra kurulan Yapı Kontrol Müdürlüğü'ne ait olduğunu savundu. Öztürk, kaçak yapıların tespit ve yıkım süreçlerinde görev paylaşımının belediye meclisi kararlarıyla belirlendiğini, kendisinin yıkım yetkisinin bulunmadığını belirtti. Şüpheli Hüseyin Öztürk'ün ifadesinde, İmar ve Şehircilik Müdürlüğü'nün görevinin kaçak yapıların tespit edilmesi, ilgili birimlere bildirilmesi, TCK 184 kapsamında suç duyurusunda bulunulması ve dava süreçlerinin takip edilmesi olduğunu söylediği aktarıldı. Öztürk, iş yeri açma ve çalışma ruhsatı verilmesinin ise İmar ve Şehircilik Müdürlüğü'nün sorumluluğunda olmadığını savundu. Öztürk, belediyenin ilgili birimlerine gerekli bildirimlerin yapıldığını belirterek, kendisine kusur atfedilen bilirkişi raporunu kabul etmediğini, müdürlüğünün herhangi bir ihmali bulunmadığını ve üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini ifade etti.

"PATLAMANIN ARDINDAN BASINDAN ÖĞRENDİM"

İddianamede, şüpheli Cihan Sorgucu'nun da ifadesine yer verildi. Sorgucu'nun 2009 yılında Dilovası Belediyesi'nde Fen İşleri Müdürü olarak göreve başladığı, 2019 yılına kadar bu görevi yürüttüğü, ardından farklı dönemlerde Temizlik İşleri Müdürlüğü, Kentsel Tasarım Müdürlüğü, Yapı Kontrol Müdürlüğü ve İmar Müdürlüğü görevlerinde bulunduğu, 2024 yılında ise Tuzla Belediyesi'ne naklen atandığı belirtildi. Sorgucu, 2023 yılında Yapı Kontrol Müdürü olarak görevlendirildiğini, yeni kurulan müdürlüğün görev tanımının başlangıçta net olmadığını, personel ve araç eksikliği yaşandığını belirtti. Dilovası'ndaki yapıların büyük bölümünün kaçak durumda olduğunu bildiğini söyleyen Sorgucu, fiziki dosyaları inceleyerek hangi yapıların kaçak olduğunu tespit edemediğini, patlamanın meydana geldiği binanın yıkım listesinde olup olmadığını bilmediğini savundu. Sorgucu, söz konusu binayla ilgili yıkım kararı bulunduğunu ise patlamanın ardından basından öğrendiğini ifade etti. İddianamede, şüpheli Cihan Sorgucu'nun ifadesine göre, yıkım kararının alındığı dönemlerde ilgili müdürlüklerde görev yapmadığı ve söz konusu süreç hakkında bilgisi bulunmadığı belirtildi. Sorgucu, 15 yıllık görev süresi boyunca 5 farklı birimde çalıştığını, 2019 yılından sonra kanunları uygulamaya çalıştığı için görev yerlerinin değiştirildiğini ve bu süreçte baskıya maruz kaldığını ileri sürdü.

"BELEDİYE BAŞKANI HAMZA ŞAYİR TARAFINDAN ENGELLENDİ"

Cihan Sorgucu, Yapı Kontrol Müdürlüğü görevindeyken kaçak yapı tespitiyle ilgili bir tutanak düzenlemek istediğini, ancak dönemin Dilovası Belediye Başkanı Hamza Şayir’in bu tutanağın tutulmaması gerektiğini söylediğini, işlemi yapması halinde kendisini görevden alacağını belirttiğini ve tutanağı tanzim edemeden yaklaşık 15 dakika içerisinde görevden alındığını ileri sürdü. Sorgucu ayrıca, hakkında yıkım kararı bulunan ve yıkım kararı çıkardıkları bazı binalarla ilgili dosyaların işleme alınmayarak bekletildiğini, bazı dosyalarla ilgili de Hamza Şayir tarafından baskı uygulanarak görevini yapmasının engellendiğini iddia etti. Sorgucu, bu konuda mesaj kayıtlarının bulunduğunu ifade etti. Sorgucu, görev yaptığı birimin kaçak yapıların tespit edilerek ilgili kurumlara bildirilmesinden sorumlu olduğunu, söz konusu bina hakkında kaçak yapı tespit tutanakları, yıkım kararı ve gerekli işlemlerin kendisinden yaklaşık 2 yıl önce tamamlandığını belirtti. Yıkım işleminin ise Fen İşleri Müdürlüğü'nün sorumluluğunda olduğunu savunan Sorgucu, üzerine atılı suçlamaları kabul etmedi.

"RUHSAT BELGELERİNİ İSTEDİM ANCAK BELGELER BANA SUNULMADI"

şüpheli Nizamettin Balcı'nın ifadesine de yer verildi. Balcı'nın 2011 yılında Dilovası Belediyesi'nde göreve başladığı, 18 Aralık 2024 tarihinde Zabıta Müdür Vekili olarak atandığı belirtildi. Balcı, görev kapsamında iş yeri denetimleri, ruhsat işlemleri ve halk sağlığına yönelik kontrollerden sorumlu olduğunu ifade etti. Balcı, Ravive Kozmetik hakkında göreve başladığı dönemde belediyeye herhangi bir şikayet veya ihbar ulaşmadığını savundu. Olaydan yaklaşık birkaç hafta önce Mimar Sinan Mahallesi'ndeki iş yerine rutin denetim için gittiklerini, ruhsat belgelerini istediklerini ancak ibraz edilmediğini, bunun üzerine iş yerinin taşınması için tutanak düzenlediklerini söyledi. Patlamanın meydana geldiği adresin belediye kayıtlarında resmi olarak görünmediğini belirten Balcı, bu nedenle söz konusu yere yönelik ayrıca bir denetim talimatı vermediğini ifade etti. Görev süresinin kısa olması nedeniyle bölgeye yeni hakim olmaya başladığını belirten Balcı, üzerine atılı suçlamaları kabul etmedi.

MUAMMER TELLİ: YIKIM İHALESİNE KATILAN OLMADI, KUSURUM YOK"


Şüpheli Muammer Telli'nin ifadesine 2021 yılında Dilovası Belediyesi'nde mühendis memur olarak göreve başladığı, yaklaşık 2 yıldır ise Yapı Kontrol Müdürü olarak görev yaptığı belirtildi. Telli, Yapı Kontrol Müdürü olarak görevinin kaçak yapıların tespit edilmesi, para cezalarının uygulanması, yıkım kararlarının alınması ve yıkım ihalelerinin yapılması olduğunu ifade etti. Göreve geldikten sonra Dilovası'ndaki yapıların büyük bölümünün kaçak olduğunu tespit ettiğini belirten Telli, 2017 yılından itibaren hakkında yıkım kararı alınmasına rağmen yıkılmayan binaların listesini çıkardığını söyledi. İddianamede, Telli'nin olayın meydana geldiği iş yerini de kapsayan 6 veya 7 yapının yıkımı için 8 Temmuz 2025 tarihinde ihale açtığını ancak ihaleye katılan olmadığı için yıkım işleminin gerçekleştirilemediğini belirttiği aktarıldı. Telli, yıkım için gerekli araç ve bütçe eksikliklerinin bulunduğunu, iş yeri açma ve çalışma ruhsatlarının ise Zabıta Müdürlüğü'nün sorumluluğunda olduğunu savundu. Telli, kaçak yapıların yıkılması için bütçeyi artırdığını ve ihale sürecini başlattığını ancak sonuç alınamadığını belirterek kusuru ve ihmali olmadığını ileri sürdü.

CENGİZ TAŞDEMİR: "RUHSAT VE YIKIM SÜREÇLERİ BENİM GÖREV ALANIMDA DEĞİLDİ"

İddianamede, şüpheli Cengiz Taşdemir'in 1987 yılında Dilovası Belediyesi'nde göreve başladığı, 2019-2024 yılları arasında Zabıta Müdür Vekili olarak görev yaptığı belirtildi. Taşdemir, görevleri arasında esnaf denetimleri, şikayetlerin değerlendirilmesi ve zabıta ekiplerinin çalışmalarının düzenlenmesinin bulunduğunu ifade etti. Taşdemir, 1 Temmuz 2024 tarihinde Mimar Sinan Mahallesi Muhtarı tarafından parfüm fabrikasının depo kısmına ilişkin şikayet yapıldığını, incelemelerde adresin ruhsatsız olduğunun tespit edildiğini ve eksikliklerin giderilmesi için ilgili yazışmaların yapıldığını söyledi. Ravive Kozmetik hakkında görev yaptığı dönemde herhangi bir CİMER başvurusu veya başka bir şikayet bulunmadığını, iş yerine yönelik denetim yapmadığını ve tutanak düzenlemediğini savunan Taşdemir, ruhsat işlemleri ile yıkım süreçlerinin kendi sorumluluğunda olmadığını belirterek suçlamaları kabul etmedi.

SELİM SAN: "BÜTÇE VE EKİPMAN YETERSİZLİĞİ NEDENİYLE YIKIMLAR YAPILAMADI"

İddianamede, şüpheli Selim San'ın 1980 yılında Dilovası Belediyesi'nde işçi olarak göreve başladığı, daha sonra memur kadrosuna geçtiği ve çeşitli müdür vekilliklerinin ardından Yapı Kontrol Müdür Vekili olarak görev yaptığı belirtildi. San, Yapı Kontrol Müdürlüğü döneminde Dilovası'nda çok sayıda kaçak yapı bulunduğunu, yaklaşık 500 bina hakkında yıkım kararı alındığını ancak yeni kurulan müdürlüğün bütçe, personel ve ekipman eksikliği yaşadığını savundu. Yıkım kararlarının ardından sürecin Fen İşleri Müdürlüğü'ne ait olduğunu belirten San, patlamanın yaşandığı iş yeriyle ilgili kendi döneminde herhangi bir işlem yapıldığını hatırlamadığını ifade etti. Yıkım için bütçe talep ettiğini ancak kaynak ayrılamadığını, daha sonra açılan ihaleye de katılım olmadığını söyleyen San, herhangi bir kusur ve ihmalinin bulunmadığını belirterek suçlamaları kabul etmedi.

BİLİRKİŞİ RAPORU VE SAVCILIK DEĞERLENDİRMESİ: "YIKIM KARARI UYGULANMADI, KAÇAK YAPIDA FAALİYETE İZİN VERİLDİ"

Ravive Kozmetik fabrikasında 7 kişinin hayatını kaybettiği, 4 kişinin yaralandığı yangına ilişkin iddianamede, bilirkişi raporları ve savcılık değerlendirmelerine yer verildi. Bilirkişi heyetinin 18 Haziran 2026 tarihli raporunda, yangının meydana geldiği Dilovası Mimar Sinan Mahallesi 513/3 Sokak No:11 adresindeki yapının ruhsat ve kullanım izninin bulunmadığı, mimari projede yer almayan kaçak yapı statüsünde olduğu belirtildi.

"İMAR VE ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ İLE YAPI KONTROL MÜDÜRLÜĞÜ'NÜN İHMALLERİNİN OLAYDA BİRİNCİ DERECE ASLİ ETKİYE SAHİP"

Raporda, yapı hakkında 1 Haziran 2021 tarihinde yapı durdurma tutanağı düzenlendiği, 25 Ağustos 2021 tarihinde encümen tarafından yıkım kararı alındığı, idari para cezası uygulandığı ve suç duyurusunda bulunulduğu ancak binanın fiilen yıkılmadığı ifade edildi. Yapının daha sonra tamamlanarak Ravive Kozmetik tarafından kullanılmaya başlandığı belirtildi. Bilirkişi değerlendirmesinde, yıkım kararı bulunan kaçak binanın kullanılmasına devam edilmesinin yangınla bağlantılı olduğu, yıkım sürecindeki eksikliklerin olayda etkili olduğu kaydedildi. İmar ve Şehircilik Müdürlüğü ile Yapı Kontrol Müdürlüğü yetkililerinin ihmallerinin olayın meydana gelmesinde etkili olduğu değerlendirildi.

"2.SINIF GAYRİSIHHİ MÜESSE KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLMESİ GEREKİRKEN 3.SINIF OLARAK SUHSATLANDIRDI"

Raporlarda ayrıca Ravive Kozmetik'in ruhsat sürecinde eksiklikler bulunduğu, kozmetik üretim tesisinin 2. sınıf gayrisıhhi müessese kapsamında değerlendirilmesi gerekirken 3. sınıf olarak ruhsatlandırıldığı, ruhsat dosyasında bulunması gereken itfaiye raporu, yapı kullanım izin belgesi ve bazı zorunlu belgelerin yer almadığı öne sürüldü. 24 Ekim 2025 tarihinde yapılan denetimde iş yerinde gerekli belgelerin bulunmadığının tespit edildiği ancak herhangi bir idari işlem uygulanmadığı belirtilerek, Zabıta Müdürlüğü görevlilerinin de sorumluluklarının bulunduğu değerlendirildi.

"TAKSİRLE BİRDEN FAZLA KİŞİNİN ÖLÜMÜNE VE BİRDEN FAZLA KİŞİNİN YARALANMASINA NEDEN OLMA SUÇU"

Savcılık değerlendirmesinde ise şüphelilerin suçlamaları kabul etmediği ancak bilirkişi raporları, mülkiye müfettişlerinin ön inceleme raporu, tanık ifadeleri ve resmi belgeler birlikte değerlendirildiğinde savunmalarına itibar edilmediği belirtildi. Savcılık, kaçak yapının yıkılmaması, ruhsatlandırma işlemlerindeki eksiklikler ve denetim görevlerinin yerine getirilmemesinin yangın olayında etkili olduğunu belirterek, şüphelilerin eylemlerinin bilinçli taksir kapsamında değerlendirildiğini ifade etti. İddianamede, şüphelilerin taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçundan cezalandırılmaları talep edildi.

KAYNAK: İHA

Güncelleme: 21 Temmuz 2026 15:04
BENZER HABERLER
X