Genel Başkan Yardımcısı Kaya: Üreten Kocaeli payını almalı!
29 Eylül 2026 19:23

Genel Başkan Yardımcısı Kaya: Üreten Kocaeli payını almalı!

CHP MYK Üyesi ve Eğitim Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım Kaya, CHP Kocaeli İl Başkanlığı’nda düzenlenen basın toplantısında Kocaeli’nin deprem riski, sanayi ve emek politikaları, trafik, çevre, eğitim ve kentte yürütülen yargı süreçlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Kocaeli’nin Türkiye’nin önemli üretim merkezlerinden biri olduğunu belirten Kaya, kentte üretilen zenginliğin halkın yaşamına yeterince yansımadığını savundu. Kocaeli’nin depreme bütünüyle hazır olmadığını söyleyen Kaya; meslek hastalıkları hastanesi kurulması, trafik ve çevre sorunlarının çözülmesi, eğitimde öğretmen açığının giderilmesi ve İzmit Belediyesi’ne yönelik yargı sürecinde adil yargılama çağrısında bulundu.

17 AĞUSTOS'A DEĞİNDİ 

CHP MYK Üyesi ve Eğitim Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım Kaya, "CHP Parti Okulu olarak il yönetici eğitimlerinin 24’üncüsünü Kocaeli’de gerçekleştirdiklerini söyledi. Kaya, “Amacımız kentini tanıyan, sorunlarını bilen, halkı dinleyen ve çözümler üreten kadroları geleceğe hazırlamaktır” dedi. 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’ne değinen Kaya, “17 Ağustos’u da Emin Nas hocamızı da unutmayacağız. Kocaeli’nin hafızasından silinmeyecek bir tarih var; 17 Ağustos 1999, saat 03.02. Bugünkü eğitimimizi Marmara Depremi’nde kaybettiğimiz canlarımızın aziz hatıralarına ve bilimi üreticiyle, halkla ve siyasetle buluşturan değerli yol arkadaşımız Doç. Dr. Emin Nas Torun Kayabaşı’nın anısına ithaf ediyoruz. Parti Okulu aynı zamanda bir hafıza okuludur. Acılarımızı da mücadele arkadaşlarımızı da unutmayacağız. Yalnızca anımsamayacağız, onların yaşadıklarından dersler de çıkaracağız.

"RİSKLİ YAPILAR GÜVENLİ HALE GETİRİLMELİDİR"

17 Ağustos bize gösterdi ki deprem doğa olayıdır. İhmal, denetimsizlik ve plansızlık onu afete dönüştürür. Doğa olayını afete dönüştüren plansızlık ve dikkatsizliktir. Aradan 27 yıl geçti. Kocaeli hâlâ depreme bütünüyle hazır değil. Yapı stoku bilimsel yöntemlerle taranmalı. Başta okul, hastane, adliye ve kamu binaları olmak üzere riskli yapılar güvenli hale getirilmelidir. Ne yazık ki hâlâ güvenli hale getirilemeyen yapılar var. Özellikle de kamu binalarında. Dönüşüm rant için değil, insanı yaşatmak için yapılmalıdır. Dönüşümler yapılıyor ama izlediğimiz kadarıyla dönüşümler rant için yapılıyor. Bizim arzumuz insan için dönüşüm yapılmasıdır.

"EMEĞİN HAKKI MUTLAKA KORUNMALIDIR"

Fabrikalar burada, limanlar burada, organize sanayi bölgeleri burada, üniversiteler burada, TÜBİTAK burada, emek burada. Peki refah nerede? Kocaeli’de refahtan bahsedebilir miyiz? İşçi üretiyor ama ömrünü trafikte tüketiyor. Emekli geçinemiyor. Genç geleceğinden kaygılı, öğrenci barınma sorunu yaşıyor. Yüksek kiralar ailelerin belini büküyor. Kocaeli zenginlikleri üretecek ama Kocaeli bu zenginliklerden payını alamayacak. Bizim itirazımız tam da buraya. Zenginlikleri üreten insanlar zenginliklerden payını almalıdır. Bir kentin zenginliği fabrikaların büyüklüğüyle değil, ürettiği değerin halkın sofrasına, sağlığına ve yaşamına ne kadar yansıdığıyla ölçülür. Emek kentinde emeğin hakkı mutlaka korunmalıdır. Kocaeli’nin hikâyesinin merkezinde mutlaka emek vardır. 15-16 Haziran direnişini biz unutmadık, Türkiye tarihi unutmadı. Gebze’de başlayan o direniş Türkiye işçi sınıfının en önemli direnişlerinden biridir.

"MESLEK HASTANESİ KURULMALIDIR"

Fabrikadaki işçi, limandaki emekçi, mühendis, teknisyen, esnaf, öğretmen ve sağlık çalışanı bu kenti ayakta tutuyor. Sendikanın ve örgütlenmenin önündeki engeller mutlaka kaldırılmalı. Grevli, toplu sözleşmeli bir sendika hakkı yoksa işçinin ve emekçinin hakkı da yok demektir. Fabrika büyürken işçinin sofrası küçülüyorsa buna biz kalkınma demiyoruz. Fabrika büyüyor, işçinin sofrasındaki ekmek küçülüyor. Buna nasıl kalkınma diyebiliriz? Kocaeli aynı zamanda ağır sanayinin merkezidir. Bu nedenle bu kentte tam donanımlı bir meslek hastanesi mutlaka kurulmalıdır. Kocaeli’de bir meslek hastalıkları hastanesi kurulmamışsa, kurulamıyorsa fabrikalarda yaşanan iş kazaları ve çalışma hayatından kaynaklanan sağlık sorunları çözülemiyor demektir.

"SEKA YALNIZCA BİR FABRİKA DEĞİLDİ"

SEKA’yı unuttuğumuzu da düşünmeyin. Kocaeli’nin emek tarihinden söz edip SEKA’yı anlatmamak, hatırlamamak mümkün değildir. SEKA yalnızca bir fabrika değildi. Cumhuriyet’in üretim iradesiydi. İzmit’in işçi kültürünün ve örgütlü emeğin simgelerinden biriydi. 1934’te temeli atıldı, 1936’da üretime geçti. 70 yıl kâğıt üretti. Nerede şimdi? Ne oldu? Niye SEKA yok oldu? SEKA’nın yok oluşuyla birlikte bir tarih yok oluyor, Cumhuriyet’in ürettikleri yok oluyor. Biz Kocaeli’nin geleceğini kurarken bu kentin üretim kültürünü ve emek hafızasını da mutlaka korumak zorundayız. Kocaeli üretiyor ama hareket etmekte zorlanıyor. Sanayi, liman ve ağır vasıta trafiği kent içi trafikle aynı koridorlarda buluşuyor. Çözüm yalnızca yeni yollar yapmak değildir. Raylı sistem güçlendirilmeli, deniz ulaşımı yaygınlaştırılmalı, liman ve organize sanayi bölgesi yük taşımacılığı mümkün olduğunca kentin dışına çıkarılmalıdır. Kocaeli fabrikada çalışacak ama evine dönebilmek için ömrünü yollarda tüketecek. 8 saat, 10 saat fabrikada çalış, çık, eve gitmek için ömrünün yarısı da yollarda tükensin. Buna itirazımız var.

 "KOCAELİ'YE YENİ BİR KİRLİLİK YÜKÜ BİNDİRİLEMEZ"

Çevre yükü taşıyan Kocaeli’ye yeni bir kirlilik yükü bindirilemez. Üretim insan sağlığının ve doğanın bedeli olmamalıdır. Kandıra ve çevresindeki verimli tarım arazilerinin sanayi ve antrepo alanlarına dönüşmesine seyirci kalmamalıyız. Biz sanayiye karşı değiliz, asla. İnsanı, doğayı ve toprağı yok sayan sanayileşmeye karşıyız. Sanayi mutlaka yaratılmalı ama doğa korunmalı. İnsan yaşamı korunmalı. Toprak ve su korunmadan sanayi büyüyemez, insanlığa yararlı bir hizmet veremez. Kocaeli sadece çalışılan değil, yaşanılacak bir kent olmak zorundadır. Yoğun göç; konut, ulaşım ve altyapı sorunlarını büyütüyor. Yüksek kiralar çalışanları, emeklileri ve gençleri zorda bırakıyor. Planlı kentleşme ve sosyal konut politikası mutlaka bunlarla birlikte büyütülmelidir. Kahramanmaraş’ta gördük, Manisa Turgutlu’da gördük, Osmaniye’de gördük, Van’da gördük. Eğer ortaokul çağındaki çocuklar pompalı tüfeklerle geziyorsa siz bu sorunu sadece polisiye tedbirlerle çözemezsiniz. Nitekim çözemiyorsunuz. O zaman eğitimde psikolojik destek, spor, kültür ve istihdam politikaları birlikte değerlendirilmek zorundadır.

"ÖĞRETMEN AÇIĞINI ÇÖZMEK ZORUNDASINIZ"

Öğretmen açığını kadrolu atamayla çözmek zorundasınız. Ücretli öğretmenlik uygulamasına son vermek zorundasınız. Rehber öğretmen, psikolojik danışman, sosyal hizmet uzmanı ve sağlık görevlileri mutlaka öğrencinin etrafında duvar olmalı. Siz X-ray cihazı koyabilirsiniz ama bunu çözecek olan rehber öğretmendir, psikolojik danışmandır, sosyal hizmet uzmanıdır, sağlık çalışanıdır. Defalarca Milli Eğitim Bakanlığı’na çağrı yaptık. Okullardaki rehber öğretmen açığını giderin, ücretli öğretmenlerle bu çocukların sorunlarını çözemezsiniz dedik. Okulların temizliği velilerin cebine bırakılamaz. Her çocuğa okulda en az bir tas sıcak çorba, bir kalıp sabun, bir rulo tuvalet kâğıdı vermekten aciz olamaz bizim devletimiz. Bunların tamamını verebilir. Yeter ki tercihimizi nereden yana yapacağımıza karar verelim. Öğrenciden, okuldan yana mı yapacağız, yoksa bir avuç sermayedardan yana mı yapacağız? Biz bunun için kamusal eğitim cumhuriyeti diyoruz. Çocuklarımızı kaybetmeden önce tedbirleri almak zorundayız. Organize sanayi bölgeleriyle iş birliği içinde meslek liseleri ve meslek yüksekokulları güçlendirilmeli. Gençlerimiz nitelikli eğitimle ve güvenceli istihdamla buluşturulmalıdır. Ancak mesleki eğitimi ucuz iş gücü olarak kullanmayacağız. Çocuk emeğinin sömürülmesine hiç mi hiç müsaade etmeyeceğiz. Kararı bağımsız yargı verecek elbette. Ama bizim sorumuz açıktır. Mesleki eğitimin denetiminden, çocuklarımızın emeğinden ve can güvenliğinden kim sorumludur? Bunun yanıtı mutlaka yargıda açığa çıkarılmalıdır. Çocuklarımız meslek öğrenecek ama canları pahasına çalışmayacaklar” İfadelerini kullandı.

"KİMSE HUKUKUN ÜZERİNDE DEĞİLDİR"

İzmit Belediyesi’ne yönelik yürütülen yargı sürecine de değinen Kaya, “İzmit Belediye Başkanımız hakkında yürütülen yargı sürecinde ölçümüz çok açıktır. Kimse hukukun üzerinde değildir. Ancak kesinleşmemiş yargı kararı olmadan hiç kimse suçlu ilan edilemez” dedi. Kaya, “Talebimiz ayrıcalık asla değildir. Ayrıcalık istemiyoruz. Herkes için hukuk, herkes için adalet, herkes için adil yargılanma. Bir suç varsa bağımsız yargı organları ortaya çıkarmalı ve gereğini yapmalıdır. Suç yoksa hiç kimse siyasi ya da toplumsal olarak peşinen mahkûm edilmemelidir. Bu ister bizim belediye başkanımız olsun, ister normal bir yurttaşımız olsun, ister başka bir isim olsun. Yargısız infaz kime yapılırsa yapılsın, hangi siyasi görüşten birine yapılırsa yapılsın biz bunun karşısındayız. Hukuk bağımsız olmalı ve adil yargılama mutlaka yapılmalıdır.

"KOCAELİ BÜYÜYECEK, KOCAELİ KAZANACAK"

17 Ağustos’u unutmayan, depreme hazırlanan, ürettiği zenginliği halkıyla paylaşan bir Kocaeli istiyoruz. 17 Ağustos’ta kaybettiğimiz canlarımıza sözümüz olsun; hiçbir canı ihmale, hiçbir emeği sömürüye, hiçbir toprağı ranta, hiçbir çocuğu sahipsizliğe bırakmayacağız. Kocaeli üretecek, Kocaeli büyüyecek, Kocaeli kazanacak. Ama Kocaeli bunun bedelini canıyla, sağlığıyla ve geleceğiyle ödemeyecek. Hiçbir çocuğu geride bırakmayan kamusal eğitim cumhuriyetini mutlaka kuracağız. Cumhuriyeti demokrasiyle taçlandıracağız. Hem Kocaeli’nin geleceğini hem ülkemizin geleceğini karanlıktan aydınlığa hep birlikte mücadelemizle değiştireceğiz ve dönüştüreceğiz” dedi.

KAYNAK: Haber Merkezi 

Güncelleme: 30 Eylül 2026 10:14
BENZER HABERLER
X