Gözyaşı Kasada, Sorumsuzluk Zirvede!
Gazetemin hemen yanında, neredeyse her caddede ve sokak başında karşımıza çıkan, kamuoyunda "üç harfliler" olarak adlandırılan zincir marketlerden birine uğradım dün. Günün hemen her saati genellikle yoğun, kasa kuyrukları eksik olmuyor.
İçeride gencecik insanlar çalışıyor. Çoğunluğu gencecik kızlarımız... Günün en az 10 saatini tek bir an bile oturmadan, ayakta geçiriyorlar. Üstelik emeklerinin karşılığında aldıkları ücret asgari ücret sınırında.
Tüm bunları neden mi anlatıyorum? Dün o market kasasında tanık olduğum bir olay, bir baba ve bir gazeteci olarak beni derinden yaraladı.
Kasada alışveriş yapan yaşlıca bir vatandaş, kasadaki genç kızımızın üzerine adeta yürüdü. Sıranın yavaş ilerlemesinin, kuyrukların uzamasının tek sorumlusu oymuş gibi bağırıp çağırdı. Şirketin daha fazla kâr etmek uğruna yetersiz personel çalıştırmasının faturasını, orada alın teri döken gencecik bir çalışana kesti.
Günün yorgunluğuyla 12 saat boyunca ayakta durmaya çalışan o kızımız, yapılan haksızlığa ve ağır sözlere daha fazla dayanamadı; gözyaşlarına boğuldu. İşin acı tarafı, kızımızın üzerine giden o densiz şahıs, o gözyaşlarına rağmen ileri geri konuşmaya devam etti.
İçim cız etti, aklıma kendi evladım geldi...
Biz ne ara bu kadar anlayışsız, bu kadar hoşgörüsüz bir toplum haline geldik? Kendi çaresizliğini, sistemin eksikliğini gencecik bir emekçiden çıkaran bu vicdansızlık bize ne zaman bulaştı?
Soru sormamız gereken yer o kasadaki kızımız değil; kârlarına kâr katan, her geçen gün yeni şubeler açarak büyüyen ama çalışanına bir sandalyeyi bile çok gören o dev şirketlerdir. Bu market zincirlerini kim denetliyor, ya da gerçekten denetleniyor mu? Bu çalışma koşullarına gencecik evlatlarımızı mahkûm etmek insanlık onuruna, çalışma hukukuna uyar mı?
Bizler, yanı başımızda yaşanan haksızlıklara göz yumdukça, denetimsizliğe alışmaya başladıkça bedelini hep birlikte ödüyoruz. Daha yakın zamanda Dilovası’nda yedi canımızın yanarak can vermesini sadece seyrettik. Sormak istiyorum: Akıllanmak için, emeğe ve insana değer vermek için daha kaç canın yanması, kaç gencimizin gözyaşı dökmesi gerekiyor?
- Toplam 3 yorum
Ercan kahraman 15:46 - 05 Ağustos 2026
çok haklısınız sayın Eyüp geňçer
Cerrah'lı 12:01 - 05 Ağustos 2026
Ne deseniz haklısınız eyüp bey kollektif bir şuur ve tavır olmadıktan sonra bu düzen böyle gider
Bir adam 10:39 - 05 Ağustos 2026
Memleketin perişanliğı,patronların kazancı Avrupa,işçinin alın teri karşiliği Afrika
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Sefa Sirmen eleştirilmeyi hak etti ama… 28 Ağustos 2026 Cuma
- Velilere yazık değil mi? 25 Ağustos 2026 Salı
- Gebze Belediyesi’nin ayıbı: Depremin yıldönümünde konser! 17 Ağustos 2026 Pazartesi
- 17 Ağustos’un Gölgesinde Bir ‘Deprem Dede’ Anısı 16 Ağustos 2026 Pazar
- Kendi tüzüğünü okumayanlar ‘YENİ’ siyaset yapabilir mi? 13 Ağustos 2026 Perşembe
- Unutulan Bir Kelimenin 30 Yıl Sonraki Sesi: Vefa 08 Ağustos 2026 Cumartesi
- İzmit için öne çıkan aday 28 Temmuz 2026 Salı
- İzmit’te Aziz Nesin’lik Siyaset Komedisi 27 Temmuz 2026 Pazartesi
- YENİ Parti: Mutlu son değil zorlu başlangıç 24 Temmuz 2026 Cuma
- Perşembenin Gelişi... 20 Temmuz 2026 Pazartesi