Haziranda Sınıfta Kalmak

10 Haziran 2026 11:46
.

Eski zamanların okul koridorlarını hatırlayanlar bilir; takvimler 19 Mayıs’ı gösterip o coşkulu bayram kutlamaları geride kaldı mı, sınıflarda tatlı bir rehavet başlardı. Haziranın ilk haftası gelip çattığında karneler çoktan basılmış, sıralar boşalmış ve o upuzun, bitmek bilmeyen yaz tatili resmen başlamış olurdu. Sadece öğrenciler değil, öğretmenler ve veliler de mevsimin ritmine göre hayatı planlardı.

Gelgelelim, zaman değişti ama sistemin esnemez kuralları bir türlü değişmedi. Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) yayımladığı takvime göre, bu yıl okullar haziran ortasını da geçerek neredeyse ayın sonuna kadar açık kalacak. Öğrenciler, bu yoğun ve yıpratıcı dönemin ardından ancak 26 Haziran Cuma günü tatile çıkabilecek.

Peki ama kime, neye göre?

Giderek kapımızı daha sert çalan küresel iklim kriziyle birlikte, artık mayıs ve haziran ayları eski bildiğimiz o ılık bahar günlerini çoktan geride bıraktı. Anadolu’nun dört bir yanında, beton binaların arasına sıkışmış, yeterli yalıtımı ve soğutma altyapısı olmayan sınıflarda sıcaklıklar daha şimdiden bunaltıcı seviyelere ulaştı.

İşte tam da bu noktada sormak gerekiyor: Bu kavurucu sıcaklarda, çocukları ve gençleri dört duvar arasına mahkûm etmek hangi pedagojik amaca hizmet ediyor?

Eğitim sadece ders saatini doldurmaktan, müfredat yetiştirmekten ibaret kuru bir bürokrasi midir? Sıfır motivasyonla, sıcaktan yorgun düşmüş zihinlerle sınıfta oturan bir çocuktan hangi akademik başarıyı, hangi verimi bekleyebiliriz? Değişen dünya şartlarına, dijitalleşen ve modernleşen sisteme ayak uydurmakla övünürken; iş takvim planlamasına geldiğinde neden hâlâ onlarca yıl öncesinin ezberleriyle hareket ediyoruz?

Bu durum, modern bir eğitim anlayışından ziyade hem öğrencilere hem de öğretmenlere yönelik adeta bir sabır sınavına, bir nevi "zulme" dönüşmüş durumda.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın, eğitimin sadece niceliğine (yani kaç gün ders yapıldığına) değil, niteliğine de odaklanması şart. İklim koşulları, bölgesel farklılıklar ve en önemlisi insan doğası göz önüne alınarak bu takvimlerin acilen esnetilmesi gerekiyor. Haziranın ortasında, sıcağın bağrında çocukları sınıflara hapsetmek yerine; ders zili çok daha makul bir zamanda çalmalı, tatil hakkı hakkıyla teslim edilmelidir.

Çünkü eğitimin amacı zihinleri açmaktır; bunaltmak değil.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X