İcraat Var, Gürültüye Gerek Yok
Kocaeli’de siyaset sahnesi zaman zaman sertleşir, zaman zaman da ince dokundurmalarla şekillenir. Tahir Büyükakın’ın iki yıllık icraatlarını anlattığı son sunum ise bu iki üslubu aynı potada eritmeyi başaran nadir örneklerden biriydi.
Önce hakkını teslim edelim: Programın kurgusu, anlatım dili ve veri yoğunluğu oldukça derli topluydu. Sadece “ne yaptık” demekle yetinmeyen, “neden yaptık” sorusuna da cevap arayan bir yaklaşım vardı. Özellikle sosyal belediyecilik başlığı altında anlatılan projeler, yerel yönetimlerin artık sadece altyapı değil, doğrudan hayatın kendisine dokunduğunu bir kez daha gösterdi.
Bu noktada en çok dikkat çeken başlıklardan biri hiç kuşkusuz Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi oldu. Büyükakın’ın “dünyada bir örneği daha yok” iddiası iddialı bulunabilir; ancak projeye yönelik ilginin yüksekliği, bu sözün en azından boş bir özgüven olmadığını düşündürüyor. Kocaeli’nin bu tür sosyal projelerle anılması, şehir adına önemli bir kazanım.
Gençlik, spor ve eğitim yatırımları da sunumun güçlü ayaklarından biriydi. “Spor şehri Kocaeli” vizyonunun altının doldurulmaya çalışıldığı açık. Yeni tesisler, gençlik merkezleri ve eğitim destekleri, uzun vadeli düşünmenin ürünü. Yerel yönetimlerde en zor işlerden biri olan “geleceğe yatırım” meselesinde belli bir istikrar yakalandığı söylenebilir.
Elbette işin bir de siyasi tarafı var. Büyükakın konuşmasının satır aralarında muhalefete küçük ama etkili göndermeler yapmayı ihmal etmedi. Ancak bu göndermeler, alıştığımız sert polemiklerden ziyade daha çok “tatlı sert” bir üslup taşıyordu. “Kıskanmayın, çalışın” ya da “gölge etmeyin yeter” gibi ifadeler, bir yandan eleştiri içerirken diğer yandan dozunu kaçırmayan bir dilin örneğiydi.
Burada muhalefete de küçük bir parantez açmak gerekiyor. Eleştiri demokrasinin olmazsa olmazı; ancak eleştirinin inandırıcı olabilmesi için alternatif üretmek şart. Sürekli “yapılmıyor” demek yerine “şöyle yapılsa daha iyi olurdu” diyebilmek, siyasetin kalitesini yukarı çeker. Aksi halde tartışma, Büyükakın’ın da değindiği gibi “gereksiz horoz dövüşü” seviyesinde kalıyor.
Kent Meydanı tartışması da bunun tipik bir örneği. Meydanın estetiği tartışılabilir, hatta tartışılmalı. Ama “hiç olmamış” demek ile “şu yönü eksik kalmış” demek arasında ciddi bir fark var. Şehirler, bu nüanslı eleştirilerle daha iyiye gider.
Sonuç olarak, bu sunum sadece bir faaliyet raporu değil, aynı zamanda bir siyasi iletişim gösterisiydi. Salonu dolduran kalabalık da bunun karşılık bulduğunu gösteriyor. Bundan sonrası için beklenti ise basit: Anlatılanların sürdürülebilir olması ve eleştirilerin de daha nitelikli bir zemine taşınması.
Kocaeli kazanırsa, herkes kazanır. Gıpta etmek serbest, yeter ki kıskançlık mesaiye dönüşmesin.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Bırakın artık bu gösteriyi! 17 Nisan 2026 Cuma
- Kartepe Sarımeşe’deki tesisin düşündürdükleri 16 Nisan 2026 Perşembe
- MHP’de yaşananların nedenini açıklıyorum 14 Nisan 2026 Salı
- Babasız geçen 14 yıl 13 Nisan 2026 Pazartesi
- Teşekkürler Sayın Valim 09 Nisan 2026 Perşembe
- Yolumuz uzun, kalemimiz güçlü olsun! 08 Nisan 2026 Çarşamba
- Yanlış görürsem asla affetmem 07 Nisan 2026 Salı