Kocaeli’de izah edilemeyen parçalanmışlık
Kocaeli’nin nüfusu iki milyonu aşmış durumda. İstanbul ise yaklaşık yirmi milyonluk bir dünya kenti. Buna rağmen İstanbul’da tek bir ticaret odası varken, Kocaeli gibi yüzölçümü küçük bir şehirde dört ayrı ticaret odasının varlığı izah edilmesi zor bir parçalanmışlıktır.
Bu tablo tesadüf değil; yıllardır görmezden gelinen, sorgulanmayan ve hatta kimi zaman bilinçli şekilde derinleştirilen bir dağınıklığın sonucudur. Nüfusun 300-500 bin olduğu, sürecin kontrol edilebileceği dönemlerde kimse ses çıkarmamış. Ama bugün hâlâ aynı yapıyı savunmak, bu kente yapılabilecek en büyük kötülüklerden biridir.
Açık konuşmak gerekiyor: Bu bir temsil gücü sorunudur. Bu bir vizyon sorunudur. Ve en önemlisi, bu bir “ortak akıl” yokluğudur.
Türkiye’nin yüzölçümü bakımından en küçük büyükşehirlerinden biri olan Kocaeli’nin, bu denli bölünmüş bir ekonomik ve kurumsal yapıya sahip olması kabul edilemez. Bu sadece idari bir tercih değil; aynı zamanda kentin birlikte hareket etme kabiliyetini zayıflatan ciddi bir sosyolojik kırılmadır.
Daha da çarpıcı olanı ise şudur: Bu şehirde kimse çıkıp “dur” dememiştir. Kendini kanaat önderi olarak konumlandıranlar, bu parçalanmışlığı izlemekle yetinmiştir. Eğer gerçekten güçlü bir irade ortaya konulsaydı, bugün Kocaeli “Batı yakası-Doğu yakası” diye ayrılan bir şehir hâline gelir miydi?
Bu tablo, açık bir liderlik boşluğunu ortaya koymaktadır. Herkes kendi alanını koruma derdine düşmüş, kimse kentin bütünü için sorumluluk almamıştır.
Artık gerçeklerle yüzleşmek gerekiyor. Bu parçalı yapı sürdürülebilir değildir. Kocaeli ya ortak aklı üretecek ve tek ses olmayı başaracak, ya da bu dağınıklığın bedelini ödemeye devam edecektir.
Bu şehir daha fazlasını hak ediyor. Ama önce bu zihniyet değişmek zorunda.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Kocaeli’de Kültür Devrimi 03 Ekim 2026 Cumartesi
- Bu sessizlikten hoşlanmadım 23 Eylül 2026 Çarşamba
- Siyasette Emeğin, Duruşun ve Adanmışlığın Adı: Hülya Güreli Yolcubal 22 Eylül 2026 Salı
- Lütfü Obuz doğru yolda 17 Eylül 2026 Perşembe
- Yoksa Büyükakın bakan mı oluyor? 08 Eylül 2026 Salı
- Bakalım Sirmen’den sonra hangi muhalif Büyükakın’ı övecek! 01 Eylül 2026 Salı
- Sefa Sirmen eleştirilmeyi hak etti ama… 28 Ağustos 2026 Cuma
- Velilere yazık değil mi? 25 Ağustos 2026 Salı
- Gebze Belediyesi’nin ayıbı: Depremin yıldönümünde konser! 17 Ağustos 2026 Pazartesi
- 17 Ağustos’un Gölgesinde Bir ‘Deprem Dede’ Anısı 16 Ağustos 2026 Pazar