Siyasette Emeğin, Duruşun ve Adanmışlığın Adı: Hülya Güreli Yolcubal
Türk siyasetinde kadın olmak her zaman zordu; ancak Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kadınlara açtığı o aydınlık yolda, ilkelerinden taviz vermeden yürümek ve emeğiyle var olmak çok daha büyük bir cesaret gerektiriyor. Atatürk’ün Cumhuriyet projesinde kadın, sadece toplumsal hayatın değil, siyasetin ve ülkenin kaderini belirleyen iradenin en temel harcıydı. Ne var ki bugün siyaset sahnesinde kadınların mücadelesi, çoğu zaman vizyonsuz dengelere ve samimiyetsiz kontenjan hesaplarına takılıp kalıyor. İşte tam da bu yüzden, tırnaklarıyla kazıyarak partiye ve topluma emek veren isimlerin varlığı ayrı bir değer taşıyor.
Kendisiyle bizi, değerli meslek büyüğüm, Türkiye’nin en çalkantılı dönemlerine tanıklık etmiş ve 23 Ocak 2021 tarihinde ebediyete uğurladığımız ustamız Haluk Tanju Cılızoğlu vesilesiyle tanışmıştık: Jeoloji Yüksek Mühendisi Hülya Güreli Yolcubal.
Hülya Hanım, siyaseti konforlu salonlarda değil, sahanın çamurunda ve tozunda öğrenenlerden. CHP’nin her kademesinde samimiyetle görev almış, İl Kadın Kolları Başkanlığı döneminde vizyoner duruşunu ortaya koymuş bir isim. Parti eğitmeni sıfatıyla Kocaeli’nin adım atılmadık köyünü, sıkılmadık elini bırakmadı. Yağmur çamur demeden, kapı kapı gezerek Atatürk’ün devrimlerini ve Cumhuriyet değerlerini köylere, mahallelere taşıdı. Onun için siyaset bir mevki kapısı değil, halka ve fikriyata bir hizmet aracıydı.
EMAR Araştırma Değerlendirme Danışmanlık Şirketimizi kurduğumuz o ilk günlerde kapımızı çalan ilk isimlerden biri yine o oldu.
“Eyüp abi bana yoldaşlık et” dediği günden bu yana neredeyse 4 koca yıl geçti. Bu süreçte onun çalışma azmine, halka olan dokunuşuna ve vizyonuna yakından tanıklık ettim. 2023 Genel Seçimleri’nde milletvekili aday adayı olduğunda bu omzumuzdaki yoldaşlık sorumluluğuyla birlikte yol yürüdük. Sadece seçim zamanı sahalarda değildik; 6 Şubat 2023 deprem felaketinde acı içimizi yakarken soluğu hiç tereddütsüz Malatya’da aldık. O zorlu şartlarda, felaketin ortasında insanımızın yarasına merhem olabilmek için omuz omuza, gece gündüz demeden çalıştık.
Ne var ki, o günün siyasi konjonktüründe Hülya Güreli Yolcubal, CHP’nin zaman zaman kendi evlatlarına uyguladığı o klasik "değer öğütme" çarkına kurban gitti. Hem ittifak dengeleri hem de tepeden inme müdahaleler ve zorlamalarla hazırlanan aday listelerinde, gecesini gündüzüne katan bu samimi emek maalesef hak ettiği noktada değerlendirilmedi. Siyasette vefasızlığın en ağırı, alın terinin yok sayılmasıdır. Birçok kişi bu noktada küser, bir kenara çekilir ya da partisine sırtını dönerdi.
Peki Hülya Güreli Yolcubal ne yaptı?
Parti zorlu bir süreçten geçerken, mutlak butlan kararları ve kaotik gelişmelerle darmadağın bir görüntü sergilediğinde; bir an bile tereddüt etmeden öne çıktı. Cesurca ve dik durarak “Ben CHP’liyim” deme yürekliliğini gösterdi. Çünkü onun bağlılığı kişilere, makamlara ya da geçici liderliklere değil; Atatürk’ün kurduğu, Türkiye Cumhuriyeti’nin çimentosu olan Cumhuriyet Halk Partisi’nin özüne ve ilkelerineydi.
O fırtınalı ve riskli dönemde taşın altına sadece elini değil, gövdesini koydu. Çekinmedi, hesap yapmadı, bir kez daha partisine ve yol arkadaşlarına olan sarsılmaz sadakatini kanıtlayarak CHP Kocaeli Kurucu İl Yönetimi’nde görev aldı.
Siyasette kadın emeğinin lafta kalmadığı, Atatürk’ün çizdiği muasır medeniyet yürüyüşünde kadının temsil gücünün lafla değil eylemle taçlandığı bir anlayışa her zamankinden fazla ihtiyacımız var. Yakından tanıma imkânı bulduğum, mücadelesine ve dürüstlüğüne şahitlik ettiğim sevgili Hülya Güreli Yolcubal ve onun gibi gerçekten Atatürk ile Cumhuriyet sevdalısı emekçi kadınların artık hak ettikleri gibi hakiki anlamda en ön saflarda yer almasını diliyorum. Çünkü siyaset, makam ikbalcilerinin değil; karşılıksız emek verenlerin omuzlarında yükselmelidir.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Kocaeli’de Kültür Devrimi 03 Ekim 2026 Cumartesi
- Bu sessizlikten hoşlanmadım 23 Eylül 2026 Çarşamba
- Lütfü Obuz doğru yolda 17 Eylül 2026 Perşembe
- Yoksa Büyükakın bakan mı oluyor? 08 Eylül 2026 Salı
- Bakalım Sirmen’den sonra hangi muhalif Büyükakın’ı övecek! 01 Eylül 2026 Salı
- Sefa Sirmen eleştirilmeyi hak etti ama… 28 Ağustos 2026 Cuma
- Velilere yazık değil mi? 25 Ağustos 2026 Salı
- Gebze Belediyesi’nin ayıbı: Depremin yıldönümünde konser! 17 Ağustos 2026 Pazartesi
- 17 Ağustos’un Gölgesinde Bir ‘Deprem Dede’ Anısı 16 Ağustos 2026 Pazar
- Kendi tüzüğünü okumayanlar ‘YENİ’ siyaset yapabilir mi? 13 Ağustos 2026 Perşembe