Bengü Gökçen'in sihirli değneği

23 Nisan 2026 00:23
.

Değerli Okuyucularım,

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız Kutlu olsun.

Bu vesileyle ben de bugün köşe yazımı 13 yaşındaki kızım Bengü Gökçen’in düşüncelerine bırakıyorum.

Keyifli okumalar.

Merhaba,

Ben Bengü Gökçen Yolcubal, 13 yaşındayım ve 7.sınıf öğrencisiyim.

Kitap okumayı, müzik dinlemeyi, voleybol oynamayı, tiyatro seyretmeyi ve sinema izlemeyi severim. En büyük hayalim iyi bir oyuncu ve adaletli bir avukat olmak.

Elimde bir sihirli değneğim olsaydı;

İlk olarak kuzenlerim ve arkadaşlarımla beraber Japonya başta olmak üzere dünya turuna çıkar, farklı kültürleri görüp tanırdık.

Yeni bir sistem geliştirirdim;

Zenginden daha fazla fakirden daha az vergi alırdım. Bir yerden duyduğum “bize eşitlik değil adalet lazım” cümlesi beni çok etkilemişti.

Vergilere 10 lira küçük bir miktar zam yapardım ve bu 10 liradan gelen geliri tamamen vakıflara (Darüşşafaka, Lösev gibi) ve gençlere yönelik çalışmalara ayırırdım.

Tüm çocuklara sınıf farkı fark etmeksizin düzey belirleme sınavı yapardım. Ortalamanın üstünde bulunan çocuklara bedava özel ders verdirtirdim. Ortalama seviyedeki çocuklara seviyelerini yükseltecek desteklerler verirdim ve hangi alanda yetenekleri varsa o alanda onları desteklerdim. Geriye kalan çocuklarında daha çok yetenekleri üzerinde dururdum.

Özellikle LGS veya YKS sınavına hazırlanan öğrencilere 10 liralık vergilerden kalan bütçeye ek olarak kampanyalar başlatıp olabildiğince çok bedava test kitabı dağıtırdım.

Sağlık çalışanlarına yönelik haksız şiddetin cezasını yükseltirdim (büyük miktarda).

Ülkede katılımı zorunlu bir veli toplantısı yaparak velilere “çocuklarının öğretmene saygısızlık ederse, dersin akışını bozarsa sınıftan atılacağını her hangi birine kasıtlı ve tekrarlı bir şekilde zarar verirse disipline gideceğini ” söyler ve tüm bunlara karşı çıkamayacaklarını bildirirdim.

Ülkede tüm avukatları devlete bağlar ve maaşlarına zam yapardım (avukatlıktan soğumasınlar diye). Her davada 2 tarafa da rastgele avukat gönderirdim, böylelikle zengin ve yoksul arasındaki bir davada para kaynaklı bir güç farkını olabildiğince aza indirirdim.

Herkesin evine her iki ayda bir haber verilmeden gider; yasadışı bir şeyler var mı, çocuklara iyi bakılıyor mu, ev güvenli mi diye denetlerdim.

Çocuklar evde hizmetçi değildir yetişkinler kendi ihtiyaçlarını kendileri karşılamalıdır (yazı sırasında benden su isteyen annem gibi).

Sırasıyla bütün şehirlerde işaret dili eğitimi, iyi kişilik eğitimi gibi zorunlu/ücretsiz eğitimler verirdim. Çünkü duyma engelli bireylerde tıpkı bizim gibi insandır sadece bir duyuları yetisini kaybetmiştir. Onların da anlatmaya, anlatılmaya ve anlaşılmaya hakları vardır.

Sadece kadınların katılabileceği zorunlu/ücretsiz savunma sporları eğitimi verirdim. Çünkü erkelerin fiziksel gücü daha fazladır ve bu yöntemle aradaki güç farkını azaltırdım (kadına şiddete karşı önlem amaçlı).

Kadına yönelik her türlü şiddet (fiziksel veya psikolojik olarak) uygulayan erkeklere hukuki cezası başlamadan önce ve bittikten sonra ağırlaştırılmış bir şekilde “İNSAN OLMA” dersi aldırırdım.

Tüm suçluların psikolojik yardım almasını sağlardım. Çünkü bazı suçlular hayatlarında yaşadıkları haksızlıklar sebebiyle psikolojik baskı altında kalıp aslında yapmak istemedikleri şeyleri yaparlar.

Yaşamamızı sağlayan en temel unsurlardan biri “doğa”dır ve doğayı kirletmek canlılara karşı toplu katliam yapmakla aynı şeydir. Bu yüzden doğaya zarar verenleri Bolu Belediyesi’nin yöntemini kullanarak tespit edip ağır cezalar verirdim.

Ve son olarak,

Çocuklara karşı yapılan her türlü şiddetin çok daha ağır bir ceza ile karşılık bulduğundan emin olurdum. Dünyadaki tüm çocuklar büyüklerin fikir ve eylemlerinden zarar görmesinler, hepsi eşit yaşam hakkına sahip olsunlar diye sihirli değneğimi son bir kez kullanırdım.

Mustafa Kemal ATATÜRK tüm dünya çocuklarına armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun.

Mutlu çocuk mutlu gelecek demektir.

Bengü Gökçen YOLCUBAL 

 

 

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X