Eğitilmişlerden oluşan eğitimsiz bir geleceğin tohumları nasıl atılır?
Akşamki tiyatro oyununda arka sırada oturan bir öğretmenden şu cümleyi duydum;
“Ne kadar yetersiz olursa olsun asla bir öğrenci bir öğretmene kötü öğretmen diyemez!”
Sanıyoruz ki;
2 kere 2 nin 4 olduğunu yada bir havuzun kaç saate dolduğunu öğrendiğimizde Matematik,
4 mevsimin oluşma süreci başlayıp periyodik tabloya kadar uzanan bilgilerle donandığımızda Fen Bilgisi,
Ömer Seyfettin’den Kaşağı Jules Verne’den Aya Yolculuk kitabını okuyup, önce failatün failatün failün ile aruz veznini 5 hececilerle şairleri ezberlediğimizde Edebiyat ve Dil Bilgisi,
Cilalı Taş Devri’nden çıkıp göçler, icatlar, çağ açıp çağ kapatan olaylarla nihayetinde Osmanlı Devleti dönemini bitirip Cumhuriyet’i kurduğumuzda Tarih,
Ege’nin kıyıya dik dağlar nedeni ile girintili çıkıntılı kıyı şeridinden dünyanın en yüksek zirvesi Everest Tepesi’ne çıkarken nerede tütün pamuk yetiştirilip nerede mason iklimi başlıyor sorularını cevapladığımızda Coğrafya…
Öğrendiğimizi ve eğitimimizi tamamladığımızı sanırız.
Oysa öğrenmek ile eğitilmek arasında ki en önemli noktayı kaçırırız!
Saygın, özgüvenli ve dürüst bir insan olabilmek yetisinin nasıl kazanıldığını.
İşte bu noktada sadece okulda öğretilenler yetmez. Bu seviyeye gelebilmek için ilk önce eğitim gerekir ve bu süreç evde yani ailede başlar.
Çocuk evde ne kadar iyi eğitim alır, anne ve baba ne kadar iyi bir rol model olurlarsa bu süreç çocuğun okul hayatına yansır ve eğitimin kalitesi kitaplar, ders materyalleri kadar bilinçli aileler tarafından yetiştirilmiş çocuklar ve öğretmenlerle işbirliği içerisinde ki velilerin varlığı ile artar.
Şimdi lütfen yazının başında ki soruyu tekrar okuyunuz ve bu çerçevede devam ediniz okumaya.
Bir yanda;
Günümüzde konfor alanı bozulmasın diyerek ebeveynler tarafından sınırsız ve kontrolsüz bir şekilde teknolojiye bağımlı haline getirilen çocuklar,
Doğurduğu çocuğu kusursuz gören yada dahi olduğuna inanan ve bu çerçevede özgüven olgusu ile saygısızlık arasında ince çizgiyi göremeden empati duygusundan yoksun bencil çocuklar yetiştiren ebeveynler,
Ve süreçlere eğitim programını sürekli değiştiren ve önce 2010 da MEBİM 147 hattı ve ardından da CİMER sistemi üzerinden velilere öğretmeni şikayet etme hakkı! tanıyan sistem.
Bir yanda;
Öğrencisi tarafından katledilen öğretmenler,
Öğrencinin sözü ile okul basıp öğretmen tartaklayan, şikâyet hakkını koz olarak kullanarak öğretmenleri baskı altında hissettiren veliler,
Katledilen bir kadın öğretmenin cenazesine katıldığı için eğitime ara veren öğretmenleri en çirkin haliyle sosyal medya üzerinden eleştirme hakkını kendinde bulan başka bir kadın öğretmen,
Okul hizmetlisinin, tuvalet kağıdının, sıvı sabunun, bazı ders materyallerinin veliler tarafından karşılanması amacıyla bağış toplamak için kurulan okul aile birlikleri,
Sınıfta öğretmenden daha çok yetkisi olduğunu düşünen sınıf anneleri,
Diğer bir yanda,
Hz. Muhammed (s.a.v) in “Allah beni zorlaştırıcı olarak değil kolaylaştırıcı bir öğretmen olarak gönderdi” hadisinde belirttiği sevgi, saygı ve nezaketi yaşadığı zorlukların gölgesinde bırakarak öğrenciye karşı şiddet, siyasetten aldığı güçle meslektaşına karşı psikolojik baskı öğretmenler,
Sosyal medyada daha çok takipçi kazanıp reklam firmalarının dikkatini çekecek kadar ünlü olmak uğruna sürece öğrencileri de katarak öğretmenlik mesleğinin onurunu zedeleyen fenomen öğretmenler…..
Eğitilmişlerden oluşan eğitimsiz bir geleceğin tohumlarının atılma hikayesinin ana maddeleri,
Oysa bizim kuşak diye nitelendirdiğimiz süreçlerde öğretmen saygı çıtasının en üst noktasındaki kişiydi.
Atatürk’ün dediği gibi sınıfta Cumhurbaşkanı’ndan bile önce gelendi.
Sokakta karşılaştığımızda bile başımızı öne eğerek selam verdiğimiz, evde bir de annemizden “ ne yaptın da öğretmen kızdı” cümlesini duymamak için öğretmenimizi kızdırdığımızı yada yediğimiz sıra dayağını (öyle dini eğitim veren bazı kurslarda gördüğümüz tekme tokat dayak değil bahsettiğimiz en fazla cetvelle avuç içine iki vuruş) şikayet edemediğimiz, toplantılarda velilerin konuşmadan dinlediği özel insanlardı.
Atatürk’ün “Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister” diyerek Türk Gençliğini emanet edip ardından da “Dünyanın her tarafında öğretmenler insan topluluğunun en özverili ve saygıdeğer unsurudur.” diyerek yücelttiği kişilerdir Öğretmenler.
İyi bir gelecek
İnançlı, bilinçli, özgüvenli, donanımlı, özgür fikirli ama en önemlisi de gerek diplomaside gerekse toplumca korunan, gözetilen ve saygı duyulan Öğretmenler tarafından kurulur.
Ceyhun Atuf Kansu’nun “Dünyanın Bütün Çiçeklerini Getirin” şiirinde de dediği gibi yazın sıcak toprağında, kışın karında ve hatta çöken okul duvarının altında kaldığında bile öğrencilerini sarıp sarmalamaktan asla vazgeçmeyen tüm öğretmenlerimize saygılarımla…..
Dünden kalan her şeyi yarınlara kötülerden eleyerek taşıyabilme umuduyla
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- Ölümün Dayanılmaz Ağırlığı 08 Nisan 2026 Çarşamba
- Güneş balçıkla sıvanmaz! 06 Nisan 2026 Pazartesi