Kadının Açısından
Okul katliamları,
İşsiz gençler,
Doğaya yenilen yerleşkeler,
Hızına yetişilemeyen zamlar,
Kaybolan DEMOKRASİ umudu…..
Ve tüm bunların arasında Kadın olmak, Anne olmak, Annelik duygusunu taşıyabilmek….
Cumhuriyeti savunan ve demokrasiye inanarak yaşayan bir kadın olduğunuzda bünyenizi ruhsal yorgunluk sararken kafanızın için tekrarlayan “umudunu yitirme” sözcükleri ile yankılanır.
Çünkü Cumhuriyet değerlerine yapılan her saldırı ve Demokrasi’ye vurulan her kılıç darbesi en çok kadınların umudunu söndürüyor.
Yenilen hep Kadın oluyor!
Tacize ya da tecavüze uğradığında ve hatta katledildiğinde acımasızca suçlanan kadın oluyor,
Borç batağındaki erkeğin vicdansızca yumrukladığı kadın oluyor,
Kadının gücünden korkan ataerkil ailede gaddarca karanlığa hapsedilmek istenen kadın oluyor,
Ekonomik krizle yatay süreçte çöken ahlaki yapıda onurunu, kimliğini kaybeden kadın oluyor,
Ülkede neredeyse hiçbir şey normal değilken, her şey kötüye giderken iktidarın diline hem de en amiyane tabirlerle dolanan yine kadın oluyor.
Oysa çok fazla bir şey de istemiyoruz.
Babamızın sevgisiyle ve anlayışıyla büyümek, her attığımız adımda arkamızda dağ olmasını istiyoruz.
Üniversite sınavına girerken de okurken de hiç sorulmayan “evlenmek ya da çocuk yapma planınız var mı?” sorusu ile iş başvurusu yaptığımızda da karşılaşmak istemiyoruz.
Okuldan, işten, eğlenceden dönerken evimize korkmadan sağ salim dönmek istiyoruz.
Evlendiğimiz adamın varlığımıza saygı duymasını, aile olarak evini içselleştirmesini, merhametini ve sevgisini istiyoruz.
İstediğimiz kadar çocuk doğurmak ya da hiç doğurmamak istiyoruz.
Çocuklarımızı büyütürken ne yedireceğiz, hangi okula göndereceğiz, güvenli bir alanı nasıl kuracağız kaygısını yaşamamak istiyoruz.
Ortaçağ karanlığında ki Avrupa ülkelerinde yaşayana kadınlar gibi başarılarımızın, fikirlerimizin, çalışmalarımızın üzerine çökülmesin, her alanda varlığımız ve emeğimiz kabul edilsin istiyoruz.
Seçme ve seçilme konusunda fazlasını değil hakkımız olanı almak istiyoruz.
Kısacası;
Kız çocukluluğumun da, kadınlığımın da, anneliğimin de, tercihlerimin de ve hatta nefes alıyor olmamın bile siyasi malzeme olarak kullanılmamasını ve özgür kalmayı istiyorum.
Çünkü bir ülkede kadın ne kadar özgürse, seçme ve seçilme hakkına ne kadar sahipse, çocuklarının yarınlara umutla yetiştirebiliyor ve yetişebiliyorsa hayata o ülke mutlu, insanına değer veren yöneticiler tarafından yönetiliyordur.
Yine de bırakmıyorum umudu, avucumun içinde sıkı sıkıya tuttuğum bir fidan tohumu kadar sıkı tutuyorum onu elimde, bir bebeğin anne memesine tutunması gibi tutunuyorum ona, bir kardelenin kar altında başını çıkarması gibi mücadele ediyorum onun için.
Çünkü kadınlar var Atatürk’ün verdiği hakların kıymetini bilen, Ata’sının emanetine sahip çıkan gençler var. Sormaktan sorgulamaktan, itiraz etmekten korkmayan, çözümün kargaşada değil emin adımlarla atılan küçük adımlarda olduğuna inanan ve sabırla mücadele veren, dayanışmayla hareket eden insanlar var.
Nefes alabildiğimiz sürece
Umut hep var.
Dünden kalan her şeyi yarınlara kötülerden eleyerek taşıyabilme umuduyla
YAZARIN DİĞER YAZILARI
- 19 Mayıs Dedikleri 19 Mayıs 2026 Salı
- Traktörün mazotu binek arabanın benzinini geçerse ne olur? 16 Mayıs 2026 Cumartesi
- Annesiyim Ben 10 Mayıs 2026 Pazar
- 1 Mayıs 01 Mayıs 2026 Cuma
- Bengü Gökçen'in sihirli değneği 23 Nisan 2026 Perşembe
- Mağdurum mu? Mağdurum da mağdurum durumu mu? 18 Nisan 2026 Cumartesi
- Eğitilmişlerden oluşan eğitimsiz bir geleceğin tohumları nasıl atılır? 14 Nisan 2026 Salı
- Ölümün Dayanılmaz Ağırlığı 08 Nisan 2026 Çarşamba
- Güneş balçıkla sıvanmaz! 06 Nisan 2026 Pazartesi