Kurtuluş Savaşı'nı Nasıl Yok Sayacaksınız

13 Temmuz 2026 01:39
.

Kurtuluş Savaşı'nı Nasıl Yok Sayacaksınız?

Bir milletin verdiği bağımsızlık mücadelesini inkâr etmek, yalnızca tarihi değil; o mücadeleyi veren insanların fedakârlıklarını da inkâr etmektir.

Osmanlı Devleti, I. Dünya Savaşı'ndan yenik ayrıldıktan sonra 30 Ekim 1918'de imzalanan Mondros Mütarekesi'nin ardından Anadolu'nun birçok bölgesi İtilaf Devletleri tarafından işgal edildi.

Antep

17 Aralık 1918'de İngilizler Antep'e girdi.

23 Ocak 1919'da Hükûmet Konağı İngilizler tarafından işgal edildi.

Fransızların talebi üzerine İngilizler, 1919 yılının Eylül ayında şehirden çekildi.

Ancak bu kez 29 Ekim 1919'da Kilis, 5 Kasım 1919'da ise Antep Fransızlar tarafından işgal edildi.

Resmî binalara Türk bayrağı çekilmesi yasaklandı, bölgenin adı "Kilikya" olarak değiştirilmeye çalışıldı.

4 Eylül 1919'da toplanan Sivas Kongresi'nin ardından Cemiyet-i İslâmiye, Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Antep Şubesi adını aldı.

1920 yılında yaklaşık 7 bin Anteplinin şehit düştüğü, 11 ay süren destansı Antep Savunması başladı. Tüm fedakârlıklara rağmen şehir geçici olarak Fransız işgaline girdi.

Sakarya Meydan Muharebesi'nin kazanılmasının ardından Fransa ile imzalanan Ankara Antlaşması sonucunda Antep yeniden Türk egemenliğine kavuştu.

Maraş

31 Ekim 1919'da işgalci Fransız ve Ermeni askerlerinin Türk kadınlarına saldırıp tacizde bulunmaları üzerine Sütçü İmam'ın attığı ilk kurşun direnişin sembolü oldu.

27 Kasım 1919'da Fransızlar Maraş Kalesi'nden Türk bayrağını indirdiğinde Rıdvan Hoca,

"Kalesinde bayrağı dalgalanmayan şehirde Cuma namazı kılınmaz!"

diyerek halkı ayağa kaldırdı.

12 Şubat 1920'de Arslan Bey komutasında bir araya gelen Maraş halkı, tüm imkânsızlıklara rağmen Fransızları şehirden çıkardı.

Böylece Maraş, işgalden kurtulan ilk şehir oldu.

Urfa

24 Mart 1919'da İngilizler Urfa'yı işgal etti.

30 Ekim 1919'da İngilizler ile Fransızlar arasında yapılan anlaşma sonucunda şehir Fransızlara bırakıldı.

Mustafa Kemal Paşa'nın yönlendirmesiyle 9 Şubat 1920'de Urfa'da Kuva-yı Milliye teşkilatı kuruldu ve Ali Saip Bey komutasında direniş başladı.

11 Nisan 1920'de Urfa halkı işgal kuvvetlerini şehirden çıkarmayı başardı.

İzmit

20 Kasım 1918'de İngilizler tarafından işgal edildi.

27 Ekim 1920'de Yunan kuvvetlerinin kontrolüne geçti.

Milli Mücadele sürecinde Kara Fatma'nın, Yahya Kaptan'ın, Ali Fuat Paşa'nın, İpsiz Recep'in ve Servetiye halkının mücadelesi sonucunda 28 Haziran 1921'de kurtarıldı.

Batı Anadolu

15 Mayıs 1919'da İzmir'in Yunan ordusu tarafından işgaliyle Kuva-yı Milliye direnişi doğdu.

  1. ve II. İnönü Muharebeleri, Kütahya-Eskişehir Muharebeleri, Sakarya Meydan Muharebesi ve Büyük Taarruz'un zaferle sonuçlanmasının ardından;
  • 1 Eylül 1922'de Uşak,
  • 2 Eylül 1922'de Eskişehir,
  • 6 Eylül 1922'de Balıkesir ve Bilecik,
  • 7 Eylül 1922'de Aydın,
  • 8 Eylül 1922'de Manisa,
  • 9 Eylül 1922'de ise İzmir Yunan işgalinden kurtarıldı.

İstanbul

1453 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedilen İstanbul, 30 Ekim 1918'de imzalanan Mondros Mütarekesi'nin ardından 13 Kasım 1918'de İtilaf Devletleri tarafından fiilen işgal edildi.

16 Mart 1920'de işgal resmiyet kazandı.

Kurtuluş Savaşı'nın zaferle sonuçlanmasının ardından Lozan Barış Antlaşması'nın yürürlüğe girmesiyle son İtilaf birlikleri 2 Ekim 1923'te İstanbul'u terk etti.

6 Ekim 1923'te Şükrü Naili Paşa komutasındaki 3. Kolordu İstanbul'a girerek şehri yeniden Türk yönetimine kazandırdı.

Peki...

Bütün bu süreçte milletimizin karşısındaki düşman kimdi?

Mondros Mütarekesi'nin ardından Anadolu'yu karış karış işgal eden İngilizler, Fransızlar, Yunanlılar, İtalyanlar ve onların yanında savaşan silahlı unsurlar değil miydi?

Bugün kalkıp Kurtuluş Savaşı'nı yok saymaya çalışıyorsunuz.

Kurtuluş Savaşı'nı yok saymak;

Gaziantep'in "Gazi",

Kahramanmaraş'ın "Kahraman",

Şanlıurfa'nın "Şanlı" unvanlarını yok saymaktır.

Kuva-yı Milliye ruhunu yok saymaktır.

Şahin Bey'i...

Sütçü İmam'ı...

Karayılan'ı...

Kara Fatma'yı...

Yahya Kaptan'ı...

İpsiz Recep'i...

Yörük Ali Efe'yi...

Demirci Mehmet Efe'yi...

Gördesli Makbule'yi...

Ve adını bugün tek tek sayamadığımız binlerce kahramanı yok saymaktır.

Cepheye mermi taşıyan kağnıları...

Yağmur altında ıslanmasın diye mermilerin üzerine çocuğunun battaniyesini örten Anadolu kadınının fedakârlığını...

Ayağındaki yırtık çarıkla süngüsünü takıp cepheye koşan Mehmetçiğin cesaretini yok saymaktır.

Amasya Genelgesi'ni...

Erzurum ve Sivas Kongreleri'ni...

İnönü Muharebeleri'ni...

Sakarya Meydan Muharebesi'ni...

Büyük Taarruz'u...

30 Ağustos Büyük Zaferi'ni yok saymaktır.

Ve en önemlisi...

Anadolu insanını ve bu bağımsızlık mücadelesine önderlik eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü yok saymaktır.

Cephede kazandığı zaferlerle askerlik tarihine, kurduğu Cumhuriyet ve gerçekleştirdiği devrimlerle dünya tarihine adını yazdıran Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusunu yok saymaktır.

Kurtuluş Savaşı; bir kişinin değil, bir milletin var olma mücadelesidir.

Bu mücadeleyi yok saymak, yalnızca geçmişi değil; bugün üzerinde yaşadığımız bağımsız vatanın hangi bedeller ödenerek kazanıldığını da yok saymaktır.

Çünkü Türkiye Cumhuriyeti, işgal altındaki bir coğrafyada teslim olmayı reddeden bir milletin eseridir.

Tarih; kişilerin siyasi yorumlarıyla değil, belgelerle, tanıklıklarla ve milletlerin ortak hafızasıyla yazılır.

Kurtuluş Savaşı, Türk milletinin bağımsızlık iradesidir.

Bu gerçeği değiştirmeye hiçbir söylem, hiçbir ideoloji ve hiçbir siyasi hesap yetmeyecektir.

 

Dünden kalan her şeyi, yarınlara kötülerden eleyerek taşıyabilme umuduyla…

YORUMLAR
  • Toplam 3 yorum
Nurettin Ergin 14:40 - 13 Temmuz 2026

????????????

0 Beğenmedim
Ayşe Güreli 13:38 - 13 Temmuz 2026

Sagolun yazınızı çok beğendim.Sağolun.

0 Beğenmedim
özlem 13:17 - 13 Temmuz 2026

????????❤️

0 Beğenmedim

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X